Doğu Türkistan ve Türklük

    Doğu Türkistan ve Türklük

    Turan CAN
     Araştırmacı

    Bu makale, Doğu Türkistan ve Türklük için şehit düşenlerin aziz hatırasına ithaf edilmiştir.

    Giriş

Günümüzde Türk âleminde varlığı en ağır tehdide maruz kalan Türk topluluklarından bir de Doğu Türkistan’dır. Türklüğü ve ebediyen kaybedilme tehdidine maruz bulunan Türk yurdu da Doğu Türkistan’dır. Türk-İslam medeniyetinin tarihi merkezlerini barındıran Doğu Türkistan öz yurdunda yaşam mücadelesi vermektedir.

Doğu Türkistan; Asya’nın merkezinde, jeopolitik ve jeo-stratejik konumu, fiziki coğrafyası, tarihi geçmişi, kültürü, yeraltı ve yerüstü zenginlikleriyle, bugünkü evrensel hukuk ve insan hakları çağında; hür ve müreffeh bir ülke olması gerekirken tarihin cilvesi esaret altında kalan birkaç Türk topluluğundan biridir.

Türk dili ve kültür coğrafyasının doğudaki serhaddı, binlerce yıllık ana yurdumuz, olan Doğu Türkistan, iki yüz yılı aşan bir sürede Çin askeri işgal, talan ve istilalarını, büyük acılar çekme, ağır kayıplar verme pahasına da olsa, orantısız güç kullanan Çin’i yenilgiye uğratmayı, her türlü sıkıntıyı göğüslemeyi ve her türlü ahvalde ve şartta milli kültürünü koruyarak yurtlarının asil sahibi kalmayı başaran Doğu Türkistan Türkleri bundan önce olduğu gibi bundan sonrada haklı davalarını başarıya ulaştıracaklardır. Yalnız dikkatten kaçırılmaması gereken, Doğu Türkistan’da 1948 yılında genel nüfusa göre % 5 nispetinde olan Çinliler günümüzde ise % 48 seviyesine erişmişlerdir. Bu çok tehlikeli ve kabul edilemez bir durumdur. Mutlaka tedbir alınmalı, hür dünyanın dikkatleri buraya çekilmelidir.

“Türkistan” Türk kelimesinin Farsça “istan” eki ile birleşmesinden oluşan “Türklerin Ülkesi” anlamını ifade eden bu kelimenin anlattığı coğrafi kavram bakımından sınırlarının ve kapsamının belirlenmesi, özellikle Ruslar açısından önemli olmuştur. Rusların kavramla ilgili olarak en çok çekindikleri de Asya coğrafyasında yaşayan yerli Türkleri birleştirecek bir ülkü olabileceğini belirledikleri için “Türk” ve“Türkistan” kelimelerine karşı, özellikle Bolşevizm devrinde, aşırı bir duyarlılık göstermişlerdir. 16 Haziran 1924 tarihinde aldıkları bir kararla da, bütün dünya ilim âleminde daha çok Doğu Türkistan, Moğolistan ve Tibet bölgeleri için kullanılan “Orta Asya” kelimesine geçildi.

 

Tarih

Türkistan, Tarihte bütün dünya, Türklüğünün beşiği ve Türk Medeniyetinin kaynağı Türklüğün ana yurdu Türkistan’ın doğu kısmını teşkil eden, Doğu Türkistan uzun tarihi boyunca iç ve Orta Asya’da kurulmuş olan Tarihte Türk imparatorluklarının ve Hanlıklarının merkezi ve asli unsurunu teşkil eden “Feodal Krallıklar” olarak var olmuştur. Örneğin; M.Ö. 8 – 3 asırlarda İskitlere, M.Ö. 300-  M.S. 93 yıllarında, Hun İmparatorluğuna, 522–744 yılları arasında Göktürk İmparatorluğuna, 751 – 870 yılları arasında Karluk Devletine, 844–1212 yılları arasında Karahanlı İmparatorluğuna ve 1507–1679 yılları arasında Yarkent – Saidiye hanlıklarına yurt olmuş ve önemli vazifeler ifa etmiştir. Türkler, 10. yüzyılın ikinci yarısında İslam dinini kabul ederek İslam dini ve Türk milli medeniyetini doğuya yaymışlardır.

Türkistan kelimesinin tarihte kullanışı, Türkistan adı Göktürklere bağlı ülkeler anlamında Sasani İraniler tarafından kullanılmıştır. Xll. yüzyılda yaşamış Ermeni tarihçisi Musa Harinaki Coğrafya eserinde Türkastanek kelimesini kullanmıştır. Harinaki Türkistan ülkesinin sınırlarını gösterip batı sınırı İdil-Volga, doğusu İmavus yani Tanrı Dağlarının doğu tarafları, güneyi Maveraünnehir karşılığı olan Sugd ile Arık yani Horasanı belirtmiştir. Arap coğrafyacısı İbni Hurdabe M, 847’de Türkistan karşılığı olan Bilade-Türk (Türk Yurdu), diye yazmıştır. Kaşkar âlimlerinden Abdulgafir Bini Hüseyin Kaşkeri (1095)’de yazdığı eserinde Türkistan kelimesini kullanmıştır. Kaşgarlı Mahmud; Türkistan’ın doğusu Çin sınırından başlayıp, batıda Kıpçak ve Peçenekler, Rus ve Rum sınırlarına kadardır, diye yazıyor ve Türk yurdunun genişliği beş bin fersah gelir, diyor. Ayrıca Türkistan, batı Türkistan, doğu Türkistan ve güney Türkistan kavramları da yeni değil tarihten günümüze kadar kullanıla gelmiş kavramlardır. İlim âleminde yazılan kitap ve makalelerde kadim yurdun genel adı Türkistan, Türkistan’ın doğu parçası olarak da Doğu Türkistan olarak adlandırılmaktadır.

Türkistan kelimesini günün siyasi şartlarına göre kullanmak Rusya’da bir siyasi hastalık, Doğu Türkistan kelimesi ise Çinlilerin vebadan kaçar gibi uzak durduğu bir kelime olmuştur.

Günümüzde ise Çin Halk Cumhuriyeti bu bölgeye Çince Şin-ciang Vey-vu-ır Cu-çi-çü, yani Şincang Uygur Özerk Bölgesi, Bu kelimeden esinlenerek batıda Xinkiang tabiri kullanılıyor. Ancak son yıllarda bilhassa UNPO (Temsil edilmeyen ulus ve halkların teşkilatı) dokümanlarında ve diğer kaynaklarda Eastren Turkestan, yani Doğu Türkistan tabiri kullanılmaya başlandı.

Asya’nın merkezinde yer alan bu kadim Türk vatanının 1877 yılındaki Çin-Mançu istilasından sonra 1884’te “Yeni Toprak” anlamına gelen “ŞİNCANG” olarak değiştirilmiş ve 1949 yılında vuku bulan Komünist Çin işgalinden sonra 1 Ekim 1955 tarihinde “Şincang Uygur Özerk Bölgesi” adı ile bu günkü statüsü kazandırılmıştır.

Dünyada devlet adları o coğrafi bölgede yaşayan milletlerin adı ile adlanıp anılmaktadır. Bu bir tarihi gelenektir. Örneğin İngilizlerin yaşadığı coğrafi bölgeye İngiltere, Fransızların yaşadığı yere Fransa, Almanların yaşadığı yurda Almanya, Rusların yaşadığı yere Rusya gibi isimlerle adlanmaktadır.

Asya’nın ortası sayılan Orta Asya tarihten beri Türk kavimlerinin anayurdudur. Türkün vatanı Türkistan’dır. Türkistan hem tarihi bakımdan, hem de coğrafi bakımdan tam bir Türk yurdudur. Bu coğrafi bölgeye Türkistan’dan başka her hangi bir ad yakışmaz ve uygunda düşmez, nasıl Çin Seddi içersinde kalan bölgelere Türkistan adı vermek tarihi bir yanlışlıksa, Doğu Türkistan’a da başka isimler vermek o kadar yanlıştır. Her milletin kendi yaşadığı bölgeye kendilerinin isim koymaları milli, siyasi ve insani bir haktır.

Batılı strateji doküman ve çeşitli kaynaklarında Asya’nın kalbi “Pivot Of Asia” olarak nitelendirilen Doğu Türkistan jeopolitik ve jeostratejik konumu, fiziki coğrafyası, tarihi geçmişi, etnik yapısı, kültürel değerleri ve dini inançları ile Türk İslam dünyasının ayrılmaz bir parçasıdır. Asya coğrafyası ve Doğu Türkistan, Türk hayat ve kültür varlığının, Türk tarihinin büyük ve asli mekânıdır. Türklüğün kılcal damarlarından biride Doğu Türkistan’dır.

Çin’in batısındaki bu özerk bölge Batı Avrupa kadar bir yüzölçümüne sahip olup, 1.828.418 km2’lik çok büyük bir alanı kaplamaktadır. Çince yeni eyalet veya yeni dominyon anlamındaki Şincang, bölgenin esas yerel halkı Türk soylu Uygurlar tarafından bu ad reddedilmiştir. Gerek Uygur Türkleri ve gerekse bölgenin ikinci büyük Türk topluluğu olan Kazak Türkleri buraya Doğu Türkistan demeyi tercih etmişlerdir. SSCB’nin 1960–70 yıllarında Çin Halk Cumhuriyeti ile sürtüşmeye girince, yayınlarında resmen Doğu Türkistan tabirini kullanmaya başlaması da Doğu Türkistan tabirinin yaygınlaşmasında mühim etken olmuştur.

Uygur Türkleri tarihimizde adı bilinen en eski Türk topluluklarından biri olup, kendilerine has bir alfabeleri olan medeni bir topluluk olmakla şöhret kazanmışlardır. İşte bu kelimeden esinlenerek Türkçe de medeni sözcüğünü karşılamak üzere başta “Uygur” daha sonra “Uygar” türetilmiştir.

Tarihten beri Çinliler yayılmacı emellerini gerçekleştirmek için defalarca Çin Seddi’nden çıkarak Türklere karşı saldırılar düzenlemişlerse de Türklerin sert direnişi karşısında her defasında bozguna uğramışlardır. Çinli’ler Türklerin korkusundan Çin Seddi’ni inşa etmişlerdir.

Doğu Türkistan’a İlk Çin istilası 1759 yılında vuku bulmuştur. Daha sonraları Müslüman Türkler işgalcileri ülkelerinden çıkarmışlar ve bağımsız devletlerini kurmuşlardır.

İkinci büyük Çin işgali 1876 yılında Çinli General Zu Zang Tang’ın komutasındaki 150 bin kişilik Çin ordusunun saldırması ile meydana gelmiştir. Bu defaki istila İngiliz Bankalarının mali desteği emperyalist Çarlık Rusya’sının büyük miktardaki silah yardımı sayesinde gerçekleşmiştir.

Doğu Türkistan’da Çin istilasının vuku bulduğu 1759’dan bu yana dini ve milli benliklerini koruma amacıyla 200’den fazla silahlı ayaklanma olmuş, bu direnişler sonunda kısa süreli de olsa var olma mücadelesi veren Doğu Türkistan halkı Doğu Türkistan İslam Devleti (1863–1877) Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti (1933–1937) ve Doğu Türkistan Cumhuriyeti (1944–1949) Türk İslam devlet ve bağımsız cumhuriyetlerini kısa süre sürmüş olsa bile kurmuş, bağımsızlık gurur ve sevincini yaşamışlardır. Ancak Ekim 1949’da Komünist Çin Kuvvetlerinin Doğu Türkistan’ı istilası ile başlayan baskı ve terör rejimi, şiddetini artırarak devam etmiş, Bağımsız Doğu Türkistan Devletleri de Sovyet Rusya’sının büyük yardımları ile Çinlilerin hile ve kalabalık orduları tarafından ortadan kaldırılmıştır. Doğu Türkistan 1949 yılından bu yana, Kızıl Çin Kuvvetleri tarafından istila edilmiş ve bu günkü sömürge durumuna düşürülmüştür.

Aslında 8–18. yüzyılları arasındaki bin yıllık bir dönem, Türk ve Çin toplulukları arasında önemli derecede kültürel, siyasi ve ekonomik işbirliğinin gerçekleştirildiği bir barış dönemi olmuştur. Bu dönemde doğu ve batı ticareti artmış, karşılıklı değişimler ve gelişmeler özellikle ticaret ve kültürel bazda fevkalade gelişmiştir.

Çin’de hızla yayılan Müslümanlık ve Buda dini için Doğu Türkistan bir çeşit köprü görevini üstlenmiştir. Ancak bu barış dönemi Doğu Türkistan’ın 1759 yılında Çin-Mançu İmparatorluğunca işgali ile son bulmuştur.

 

Coğrafi

Tanrı dağları, Altay ve Kurum dağları arasındaki Cungarya havzası, tarım ve Turfan havzasını da içine alan Doğu Türkistan, 1.828.418 km2 yüzölçümü ile 1949’dan önce 13 milyon olan nüfusun % 90’ı Türkler idi. Şimdiki resmi olmayan rakam 18–20 milyondur Türklerin oranının ne kadar olduğu bilinmiyor. Nüfusunu güçlendirmek için Pekin yönetimi bölgeye “Han Çinlileri iskân politikası”nı uygulamaktadır. Bu politika, bölgenin demografik, sosyal ve kültürel yapısını kökünden değiştirmiştir. Han gurubu Çinlilerin nüfusu her yıl ortalama yüzde 8’lik bir artış göstermektedir. Bölgenin sahip olduğu jeo-stratejik ve jeo-ekonomik önemin farkında olan Çin yönetimi, Uygur nüfusuna yönelik asimilasyon politikasını ve baskıcı tutumunu uluslararası kamuoyunun tepkisine rağmen, özellikle Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla oluşan yeni siyasi yapılanma sürecine paralel olarak artırmıştır. Çin, bölgedeki milli, dini ve kendisi için ayrılıkçı gördüğü hareketlerin yayılmasını engellemenin ötesinde, Doğu Türkistan’ın sahip olduğu zengin doğal kaynaklardan dolayı da bölgede kendi etkinliğini artırmaya çalışmaktadır. Çünkü Çin’in gelecekteki ekonomik kalkınma planı, öncelikli olarak istikrarlı siyaset (hem bölgesel hem de ulusal bağlamda bir istikrar) ve yeterli “hammadde-enerji ve işgücü”ne dayanmakta ve bunun büyük bir kısmının Doğu Türkistan’dan sağlanması öngörülmektedir. Çin göçü bölgeye hızla devam etmektedir.

Eskiden 9 bölgeye ayrılmıştı, 16 şehir, 86 ilçe olan, bu gün ise 24 (otonom rayon), olarak ayrılmıştır. Başkent Urumçi, olmak üzere diğer önemli şehirleri, Kaşgar, İli, Aksu, Turfan, Kumul, Çoçek, Yarkent, Hoten, Gulca, Kuça ve Altay, Çinliler bu toprakları 1 merkezi şehir, 8 vilayet ve 5 özerk ilçeye bölerek idare etmektedir. Yukarıda görüldüğü gibi Çin yönetimi sürekli demografik ve yönetim şekliyle oynayarak, Doğu Türkistan Türklüğünü tedirgin ve mutsuz etmiştir.

Çin’in batısında bulunan, Uygur Özerk Bölgesi olarak adlandırılan Doğu Türkistan, Orta Asya’nın tam ortasında yer almaktadır. Kuzey doğusunda Moğolistan, güneyde Pakistan, Hindistan ve Tibet, batısında Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Afganistan, Kuzeyinde Rusya ile komşudur. Orta Asya’nın tam ortasında olması ve batıya açılan bir pencere olması bakımından tarih boyunca stratejik önemini korumuştur. Bütün Çin toprağının 1/5’ini teşkil eder. Avrupa’nın en büyük devletlerinden Fransa’nın 3 katı, Macaristan’ın ise 17 kat büyüklüğündedir. Toprak büyüklüğü bakımından dünya ülkeleri içersinde 19. sırada yer alır.

Dünya medeniyetinin Altın Beşiği diye anılan, Taklamakan Çölü, Tabiat cenneti olarak bilinen Altuntağ Doğal Parkı, Ertiş nehirleri, Karaşeher nehri ve Yarkent nehirleri ile Avrasya Köprüsü olarak anılan İpek Yolu, Dünyanın en yüksek göllerinden Tanrı ve Buğda Gölleri, ayrıca irili ufaklı binlerce göl ve ırmaklara sahip olan, bu bereketli topraklar tarıma elverişlidir. Her çeşit meyve ( narinciye hariç), sebze yetişir. Doğu Türkistan’ın yeraltı suları her yerde kolayca çıkartılıp kullanılmaktadır.

Ekonomi

Doğu Türkistan her bakımdan çok zengin bir ülkedir. Bu ülkede petrol zenginliği başta olmak üzere, altın, gümüş, uranyum, bakır, kömür tuz ve kristal gibi birçok kıymetli madenler bulunmaktadır.

Bugünkü Çin Halk Cumhuriyeti’nin sanayini Doğu Türkistan’ın petrolü, uranyumu, volframı, kalay kurşunu, altını, demiri, kömürü ve başka madenleri olmaksızın tasavvur etmek mümkün değildir.

Jeologların araştırmalarına göre Doğu Türkistan’ın kuzeyindeki Karamay, Turfan petrol yatakları haricinde Doğu Türkistan’ın güneyindeki tarım havzasında mevcut petrol rezervlerinin miktarı 18 milyar tondur. Kömür rezervi ise 1 trilyon 50 milyar tondan fazladır.

Doğu Türkistan Çin’in en geri kalmış bölgelerindendir. Ulaşım fazla gelişmemiş, hayat standardı düşük halkın % 70’i tarım ve hayvancılıkla uğraşmaktadır. Yörede en büyük tehlikelerden biri Lop Nor çölünde yapılan ve bu güne kadar sayısı 20’yi aşan yeraltı atom denemeleridir. Çevrede kanser hastalıkları, sakat doğumlar ve ürünlerdeki radyasyon tehlikeli boyutlara ulaşmıştır.

 

Türk-Çin İlişkileri

Türkiye ve Çin, Asya kıtası’nın batı ve doğu uçlarında yer alan ortak sınırları bulunmayan, Doğu Türkistan meselesi dışında, başka bir sorunu olamayan iki devlet’tir. Türk ve Çin milleti tarihin şafağında tanışmış, sürekli komşuluk yapmış, savaş ve barış ilişkileri içinde bulunmuş, büyük devletler kurmuş, cihandaki varlığını kesintisiz sürdürmüş iki millettir.

Yalnız Türk ve Çin milletlerinin komşuluğu Orta Asya’da Türk milleti için pek acı şartlar içinde bu günde devam etmektedir. Türk ana yurdunun doğu yarısı Doğu Türkistan, 250 yıldan beri Çin baskısı ve yönetimi altında bulunmaktadır. 25–30 milyon (tahmini), Doğu Türkistan Türkü Çin Halk Cumhuriyeti’nin en mutsuz vatandaşıdır.

Çin’in milli ve tarihi sınırlarının kuzeyde büyük Çin Seddi ile çizilmiş olduğu, Çinlilerin bu Seddi kuzey komşuları Türklere karşı savunma ve saldırı üssü olarak inşa ettikleri bilinmektedir. Çin Seddi bugün Çin ülkesinin tam ortasında kalmış, Çin Devleti kuzeye ve batıya doğru yayılarak dört kat genişlemiş bulunmaktadır. Çin Seddi’nin kuzeyinde Hazar denizinden Pasifik okyanusuna kadar uzanan sahada hükümran olan Türk devletlerinin orduları defaatle bu Seddi güneye doğru aşmış, Türk soyundan hanedanlar Çin’de zaman zaman hâkim olmuş bulunmasına rağmen, miladi 8. yüzyılın ortalarında Göktürk Devleti’nin çözülmesinden sonraki gelişmeler içinde Çinliler seddin kuzeyine taşmışlar ve “sed”din kuzeyinde uzanan, Büyük Türk vatanının uzak doğu kanadını oluşturan bölge Türk soy ve kültürü yönünden telafisi mümkün olmayan kayıplarla karşılaşmıştır.

Türk tarihinde önemli bir dönüm noktasını teşkil eden bu ağır kayıptan sonra milli hayatımızın ağırlık merkezi batıya doğru kaymış ve Ön Asya’ya yönelmiş, özellikle İslam dininin 10. yüzyılda Türk kavimleri arasında yayılışını takiben Oğuz-Türkmen boylarının büyük kitleler halinde Selçukluların önderliğinde Orta Doğu’ya inişi ve İslam dünyasının yönetimini ele alışı, Anadolu’yu ebedi yurt edinişi ile bu yöneliş kesinleşmiştir.

Ancak bu devrede dahi Türk ve Çin milletlerinin komşuluğu devam etmiştir. İslamiyet doğuda Türk kavimleri arasında yayılışını sürdürmüş, Doğu Türkistan Türk-İslam medeniyetinin önemli bir merkezini ve büyük Türk yurdunun doğudaki serhaddını oluşturmuştur.

 

Sonuç

Doğu Türkistan’ın zengin kaynakları burada yaşayan halka yansıtılmamaktadır. Bunun yanında, Doğu Türkistan’a Çin’in bölgeye Çinli göçmen yerleştirme politikası da huzursuzluğu artırmakta, Çin’e var olmayan güveni daha da sarsmaktadır. Çin yönetimi Doğu Türkistan Türklerine 2’den fazla çocuk sahibi olmalarını yasaklayarak ama iç bölgelerden de her yıl yüz binlerce Çın’lı göçmen getirip bölgeye yerleştirerek Doğu Türkistan’da 1949 senesinde sayıları 250 bin olan Çinlilerin sayısı bu gün nüfus nakli neticesinde 10 milyona ulaşmıştır. Çin Yönetimi 21.yüzyılda Doğu Türkistan’a 150 milyon Çın’lı yerleştireceklerini açıkça söylemektedir.

Sömürge çağının, ırkçı hegemonya döneminin bütün dünya’da son bulduğunu Çin yönetimine hatırlatır. Tıpkı 8–18 yüzyılları arasında barış ve dostluğun sürdüğü bölgenin dini, dili, kültürü ve ekonomik zenginliğinden bölge halkının yararlanması refah ve insanca yaşamanın nimetlerinden tüm bölgenin faydalanması, Türkçe isimlerin kullanılması, Ana dilde eğitim-öğretimin yapılması, milli, kültür, sağlık ve sosyal hakların önündeki tüm engellerin kaldırılması, dini ibadet ve seyahat serbestîsinin tanınması, doğum yasağı ve zorunlu kürtajın kaldırılması, nükleer deneme, araştırma ve çevre sorunlarının acilen giderilmesi ve insanların insanca yaşamalarının önündeki tüm engellerinin kaldırılması Çin’in daha da gelişmesine ve refahına birçok faydalar sağlayacaktır. Çin Halk Cumhuriyeti’nin uluslararası arenada prestijini artıracaktır. Doğu Türkistan ve Çin yönetimi arasında yaşanan bunca sorunların çözümü için somut adımlar henüz atılmamış olmasına rağmen, hür dünyanın Doğu Türkistan sorunlarının çözümü için biraz olsun ilgi göstermesi, Doğu Türkistan’a nefes aldıracak ve uzun vadede de olsa sorunların çözümüne katkı yapacaktır. Budizm’de “gülen kişi sevap, öfkeli kişi günah kazanır” Yine Çin liderlerinden Mao’nun “yüz çiçek yan yana açsın, yüz fikir birbiriyle yarışsın” der. Ama pratikte böyle olmadığı görülmüştür.

Çin yönetiminin, bu gün kabul edilemez insan hak ve hürriyetine aykırı baskıcı ve sömürü politikası, Türkistan yurdunun, binlerce yıldan beri asli sahibi olan Doğu Türkistan Türklüğüne karşı doğrudan yâda dolaylı olarak jenosit hareket sergilediği için, Türkiye’yi Türk dünyasını ve İslam âlemini doğrudan doğruya ilgilendirmektedir.

Çin yönetiminin bilmesi gereken odur ki, Doğu Türkistan Türklüğünün bu günkü durumu ve akıbeti, Türkiye’nin, Türk dünyasının ve İslam âleminin Çin’le ilgili tavırlarını ve kararlarını belirlemede önemli bir rol oynayacaktır.

 

Kaynaklar

·         Togan Z, V, Bu Günkü Türkîli, Türkistan ve Yakın Tarihi, İstanbul 1982

·         Togan Z, V, “Türkistan” İsmi, Sınırları ve Yüzölçümü, Hakkında, Yeni Türkistan’dan Seçilmiş Makaleler, İstanbul 2005

·         Toğan Z, V, Türk Türkistan, İstanbul 1960

·         Hayit Baymirza, Türkistan Rusya ve Çin Arasında, İstanbul 1975

·         Alptekin, İsa Yusuf, Doğu Türkistan Davası İstanbul 1975

·         Helley Denise, Kıt’a Çin’de Benlik ve Milliyet Sorunu, çev. Deniz Bozer Ankara 1986

·         Y.T. Türkistan’da Türkçülük ve Halkçılık, çev. A.Oktay İstanbul 1951

·         Çağatay Tahir, Türkistan, Kurtuluş Hareket İle İlgili Olaylardan Sahneler, İstanbul 1959

·         Çağatay Tahir, Türkistan Seyahatnamesi’nin Ortaya Koyduğu Gerçekler, İstanbul 1960

·         Kaşgarlı Mahmud, Divanü Lügati’t-Türk, Tıpkıbasım, Ankara 1990

·         Kaşgarlı Mahmud, Divanü Lügati’t-Türk, Tercümesi, çeviren: Besim Atalay, Ankara 1985

·         Yaş Türkistan’dan, “Seçilmiş Makaleler” İstanbul 2006

·         Esaretteki Türk İslam Ülkesi, Doğu Türkistan, İstanbul 1994

·         Can Turan, Türkistan, Bilgi notu, Ankara 2006          

·         Bekin M, Rıza, Günümüzde Doğu Türkistan ve Sorunları, basın duyurusu, İstanbul

·         Devlet Nadir, Sincan mı, Şincan mı, Doğu Türkistan mı, İstanbul

·         Anat Hacı Yakup, Doğu Türkistan’da Milliyetçilik Hareketleri, Ankara 2005

·         Baykozi Mesut Sabri, Kurtuluşu Arayan Doğu Türkistan, Ankara 1987

·         Maden Muzaffer, Kaşkar ve Ötesi, Ankara 2001

·         Özdağ Muzaffer, Türkiye ve Türk Dünyası Jeopolitiği, Ankara 2003

·         Can Turan, Doğu Türkistan, Türk Yurdu Dergisi, s, 258 Ankara 2009

·         Saka Eser, Düşten Gerçeğe Yolculuk, Doğu Türkistan, Ankara 2009

·         Amanov Şatlık, ABD’nin İnsan Hakları Politikası ve Çin Doğu Türkistan Örneği,

·         Avrasya Dosyası. Cilt: 12 sayı 1, 2006

 

Sosyal Medyada Paylaş:

Facebook PaylaşımıTwitter Paylaşımı

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile