Peyami Safa'nın 3 Mayıs Yazısı

Peyami Safa'nın 3 Mayıs'ın 17. yılı üzerine yazdığı yazı

Bize saldırmak için, kendilerine muarız olmamızdan başka hiç bir sebep ve delil bulamayanlar, arada bir ırkçı olduğumuzu ileri sürerler.

Eğer ırkçılıktan ve milliyetçilikten, bütün öteki ırkların ve milletlerin varlıklarını, hatta onlara has kaliteleri inkar manası çıkarılıyorsa, ne biriyiz, ne de öteki.

Bu dar mânasıyle ırkçı ve milliyetçi olmaktan çok uzağız.

Ayrıca ırkın vasıflarını yalnız damarlarda arayan Biyolojik ırkçılık ilme ne kadar aykırı ise, bize de o kadar yabancıdır. Saf ırk olmadığımızı biliyoruz.

Fakat bir milleti millet yapan çoğunluk unsurlar arasındaki ırkî cevherinin rolünü kabul etmek lâzım geliyorsa, bunu asla reddetmiş ve edecek değiliz.

Her Fransız çoğunluğunda bir Latin, her Alman çoğunluğunda bir Cermen soyu bulunduğunu ve bu iki milletin tarihinde bu soy şuurunun oynadığı büyük rolü kim inkar edebilir? Bütün milletlerde ayni gerçeği görüyoruz.

Gobineau'nun teorisi meşhurdur:

«Irkların eşitsizliği üzerine deneme» adındaki eserinde, bu yazar, siyasi hastalıkların, ihtilallerin, hatta kaybedilmiş harplerin, milli felaketlerin derin ve esaslı sebepler olmadığını, bu felaketlerin daha devamlı, fakat göze daha az çarpan bir fenomenden ileri geldiğini anlatır:

Irkın «soysuzlaşma»sı.. Gobineau'ya göre, dünyanın en iyi idare edilen milleti, eğer bu iç dağılma haline düşmüşse, ölümden kurtulamaz.

Bunun iki misalinden biri, istilaya uğradıkları halde ırki vasıflarını muhafaza ettikleri için ölmeyen Hintliler, öteki de Çinlilerdir.

Bu­na mukabil «Kavmî cevherlerini tüketen» eski Romalılar ve Grekler tarih sahnesinden çekilip gitmişlerdir. 
Gaubineau'nun «kavmî» prensip veya cevher dediği şey, bizce ırki olmaktan ziyade milli cevherdir.

«Millet» kavramını vücuda getiren şey, biyolojik olmaktan, kana ve ırka dayanmaktan ziyade, çoğunluğu vücuda getiren unsurlar arasında, ırk da dahil, tarih, dil, kültür ve din birliğinin de bulunmasıdır.

Bir millet, yalnız hayatta bulunan insanlardan değil, ölülerinden ve doğacak çocuklarından da mürekkeptir.

Türk milleti atalarından, torunlarımızdan ve bugün hayatta olanlardan mürekkep ma­nevi bir bütün teşkil eder.

Her canlı varlık gibi üç zamana mensuptur ve biyolojik temelleri olduğu gibi manevî bir yapısı da vardır. 
Bir milleti yok etmek isterseniz, askeri istilaya lüzum yoktur.

Ona tarihini unutturmak, dilini bozmak, dininden soğutmak ve dolayısıyla manevi değerlerini, ahlakını soysuzlaştırmak kafidir. Komünistlerin ve yardakçılarının bütün gayretleri de bu neticeyi elde etmek içindir.

Milli varlığımızın köklerini kemiren düşman ideolojilere karşı tek müdafaamız, bu manada milliyetçilik olduğu için milliyetçiyiz.

Fakat başka milletleri de içine alan milletlerarası ahengi reddeden, kapalı ve dar kafalı bir milliyetçilik, bizim daima tenkitlerimize ve hücumlarımıza uğramış ve uğrayacaktır.

Bir millet, milli şahsiyetine sahip olduğu nispette milletlerarası ailede itibar sahibi olur ve silik bir varlık olmaktan kurtulur.

Dar mânasıyla ırkçı olmadığımız için, ayni prensipler ve haklar içinde başka milletlerin, gizli veya aşikar ırkçılıklarına da düşmanız. Biz Yahudi veya Slav ırkçılığını da hoş göremeyiz. Kendi ırkçılıklarını muhafaza edip, bizim milliyetçiliğimizi hoş görmeyenler, bizi milli intihara sevk etmek isteyenlerdir.

Eğer bunlara bütün enerjimizle «Hayır!» diyorsak, bu sofu bir milliyetçi olduğumuz için değil, milli varlığımızı muhafaza etmek içindir.

Türk gençliğini de bunun için milliyetçi olmaya çağırıyoruz. Bu şuura sahip olmayan gazetelerin ve yazarların Atatürkçülüğüne de aldanmayalım.

Bunlar Türkçü olmadıkları için hiç bir zaman samimi bir Atatürkçü de olamamışlardır.

Peyami Safa
3 Mayıs 1961

Sosyal Medyada Paylaş:

Facebook PaylaşımıTwitter Paylaşımı

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile