Kanalistanbul Yerine İzmit-Sakarya Boğazı

Kanalistanbul Yerine İzmit-Sakarya Boğazı

Süleyman PEKİN yazdı...

İzmit tarihî tekerrürler şehridir. En sık tekrarlananlar da depremler ve kanal projeleridir. Karadeniz’i Sakarya Nehri aracılığı ile Sapanca Gölü’ne, oradan da İzmit Körfezi’ne bağlama projesi hem İstanbul’un ihtiyaçları için tasarlanmış hem de II. İstanbul Boğazı diye nitelendirilmiştir. Jeolojik dördüncü devir olan Pleyistosende yani bundan 10 – 12 bin sene önce Marmara ile Karadeniz arasında tabii bir suyolu geçişi olduğu bilinmekte,[1] dolayısıyla kanal yapımı için doğal bir kolaylık da sözkonusu idi.

İlk olarak Bitinya Krallığı devrinde I.Nikomedes (MÖ 281 – 246) tarafından, II. olarak Roma İmparatorluğu devrinde Vali Plinus (MS 99 – 117) tarafından, III. olarak Bizans İmparatorluğu devrinde Justiniaus (518 – 565) tarafından gerçekleştirilmek istenmişse de her defasında değişik sebeplerden kanal projeleri başarısız olmuştur.[2]

IV. olarak Kanuni Sultan Süleyman devrinde Mimar Sinan’ın ustalığında, Gurz Nikola’nın (Girez Nikol, Rum)[3] kalfalığında bir uzman heyeti görevlendirilmiş ve Kanal yapımı ön çalışmalar başlatılmıştı.[4] Hatta bu amaçla Sivas dolaylarından getirilen ve taş işçiliğinde usta Ermeni kolonisi için Kozluk Mahallesi tahsis edilmiştir.[5]Bu kanalla Osmanlı Devleti Marmara ile Karadeniz arasında gemi nakliyesi,[6] donanmaya lazım olan kerestenin ve İstanbulluların odun ihtiyacının ikmali düşünülmüştür.[7] Heyetçe Sapanca Gölü’nden İzmit Körfezi’ne doğru 15 kilometrelik (20 bin zira’)[8] arazi düzeltilip tesviye edilmişse de sürüp giden savaşlardan (Avusturya-Macaristan, Venedik) ötürü tamamlanamamıştır.[9]

Kanuni’nin İznikmit ziyareti (1536) akabinde başlanıp da yarım kalan Kanal projesi 55 yıl sonra ciddi olarak uygulamaya konuldu.[10] Devir III. Murad (1574 – 1595) devriydi ve sadârette Vezir-i Azam Koca Sinan Paşa (1520 – 1596) bulunmaktaydı.[11] Süratle gemi kerestesi nakli gereği hâsıl olmuştu[12] ve Marmara Denizi’nde işleyen gemilerin çoğu İzmit tezgâhlarında yapılırdı.[13] Ayrıca Evliya Çelebi’nin “Ağaç Denizi” diye tarif ettiği İzmit Körfezi-Sapanca Gölü hizasının kuzeyindeki ormanlar ve donanma kerestesiyle meşhur güneydeki Samanlı Dağları iştah kabartıyordu.[14] Sakarya nehrinin doğu kesimindeki yüksek ağaçlı Batı Karadeniz dağları da işin cabasıydı.

Koca Sinan Paşa’nın başkanlığındaki Hükümet, padişahın da muvafakatini aldıktan sonra İznikmit ve Sapanca kadılarına yazılar yazarak projeye girişti.[15] İzmit Körfezi’ne dökülen Kilezdere’nin (Kiraz, Kerez)[16] Sapanca Gölü’ne akıtılması ve Sakarya Nehri’nin Sapanca Gölü’ne bağlanması için gerekli mesafenin ölçümü hususunda mimar ve mühendislerden mürekkep bir uzman heyeti görevlendirildi.[17] Sokulluzade Hasan Paşa’nın riyâsetindeki heyet, mahallinde keşif yaparak Sakarya Irmağı’ndan Sapanca Gölü’ne kadar 9600 zira’ (7.3 km), gölden İzmit Körfezi’ne kadar da 22 bin zira’ (16.7 km) uzunluğunda iki kanal açılması keyfiyetini ortaya koydu.[18]

Bu iş için çoğunluğu Celâli isyanları sırasında Doğu Anadolu’dan (Sivas, Bitlis, Şatak[19]) bu yörelere göçmüş Ermeni ustası olmak üzere[20] aralarında Rumlar ve askeri kıtalardan (Tımarlı Sipahi) Türklerin de bulunduğu 30 bin kişilik amele (işçi) ordusu İznikmit’e gönderilmiş,[21] kanal açılacak yerlerdeki tarla, çiftlik ve köylerin münasip yerlere nakledilecekleri ilgililere duyurulduktan sonra[22] 11 Mart 1591 günü büyük bir törenle kazı çalışmalarına başlanmıştır.[23]

Nisan ayı içerisinde Donanma Komutanı ve amiral gemisiyle İznikmit’e gelen Sadrazam Sinan Paşa[24] burada 3 gün kalmış, bizzat Sapanca taraflarına giderek mesaha[25] yaptırmış ve durumu Padişaha arz etmiştir.[26]

Lâkin aleyhtarları başta Vezir Ferhat Paşa, Kapdan-ı Derya Hasan Paşa, Dârü’s-saade Ağası Mehmet Ağa gibi kimseler Akdeniz’e açılacak donanmanın hazırlığının daha mühim olduğunu telkinle Padişahı (III. Murad) bu teşebbüsten vazgeçirtmişlerdir.[27] Diğer yandan, çıkarları bozulan yöredeki bazı toprak ağalarının kışkırtmalarının ve İstanbul’da başlayan veba salgınının İznikmit’te bilhassa kanal işçileri aracılığıyla yayılma tehlikesinin projenin akamete uğramasında etkili olduğu da kabul edilir.[28] Böylelikle 1 yıl içinde bitirilmesi planlanan kanal projesi 1 ay içerisinde aşağıdaki hükümle resmen sona erdirilmiştir (11 Nisan 1591):[29] “Din ve devlete lazım olur iş değildir; terk edilmesi icap eder. Halkın mihnet ve meşakkat çekmesi, zulüm görmesi doğru değildir; en mühim iş donanma vücuda getirmektir. Bu zamana kadar odun nice ola geldi ise yine öyle tedârik oluna.” [30]

 

Oysaki kanal projesi bitirilebilseydi donanma gemilerinin mahallinde yapılması dahi gerçekleşebilirdi.[31]

Fakat projenin uygulanamaması İznikmit için başka bir sorunun daha doğmasına sebep olmuştu. Bu da çoğunluğu Ermeni 30 bin kişilik işçi ordusunun yörede iskânının sağlanmasıdır. Bir bölümü Armaş (Akmeşe), Bardizag (Bahçecik) ve Arslanbeg gibi kentleri yeniden kurdular.[32] Bu arada o dönemde sıtmalık olduğundan dolayı kimsenin oturmadığı İzmit şehrinin doğu bölgesinde Karabaş adı ile yeni bir mahalle kurularak Ermeni kolonisi yerleştirildi.[33]

Günümüzde olması gereken İstanbul’un Avrupa yakasını ikiye bölmek değil İstanbul Boğazı’na alternatif Boğaz üretmektir. Hazırda defalarca denenmiş ve fizibilitesi el altında bulunan İzmit - Sakarya Boğazı var. Ekonomik, iklimatik ve stratejik olarak aklın gereği bu olur. 

 

Kaynak: BAHÇECİK TARİHİ, Süleyman Pekin – Murat Bayram, Berikan Yayıncılık, Ankara, 2011.

 

<Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.>



[2]ÖZTÜRE, Avni, İzmit Tarihi, Sayfa 86, İstanbul, 1981.

[3]YÜCEL, Yaşar – SEVİM, Ali, Türkiye Tarihi, Cilt 3, Sayfa 14, TTK, Ankara, 1991.

[4]A.g.e., Sayfa 14.

[5]ÖZTÜRE, Avni, İzmit Tarihi, Sayfa 101, İstanbul, 1981.

[6]İSLAM Ansiklopedisi, İzmit Maddesi (Yaz. Besim Darkot), Sayfa 1255,

[7]UZUNÇARŞILI, İ.Hakkı, Osmanlı Tarihi, Cilt 3, Sayfa 38, Ankara, 1988.

[8]Zira: Mimar arşını; 76 cm. (DOĞAN, D.Mehmet, Büyük Türkçe Sözlük, Sayfa 68, İz Yayıncılık, İstanbul, 1996).

[9]UZUNÇARŞILI, İ.Hakkı, Osmanlı Tarihi, Cilt 3, Sayfa 38, TTK, Ankara, 1988.

[10]ÖZTÜRE, Avni, İzmit Tarihi, Sayfa 100, İstanbul, 1981.

[12]UZUNÇARŞILI, İ.Hakkı, Osmanlı Tarihi, Cilt 3, Sayfa 38, Ankara, 1988.

[13]İSLAM Ansiklopedisi, İzmit Maddesi (Yazan: Besim Darkot), Sayfa 1252.

[14]PAMUKÇİYAN, Kevork, El Yazsı Notlarından, Haziran, 1987.

[15]UZUNÇARŞILI, İ.Hakkı, Osmanlı Tarihi, Cilt 3, Sayfa 38, Ankara, 1988.

[16]İSLAM Ansiklopedisi, Sinan Paşa Maddesi (Yaz: Şerafettin Turan), Cilt 10, Sayfa 672.

[17]A.g.e., Sayfa 672.

[18]A.g.e., Sayfa 672.

[19]Şatak: Çatak (Van)

[20]ÖZTÜRE, Avni, İzmit Tarihi, Sayfa 101, İstanbul, 1981.

[21]İSLAM Ansiklopedisi, Sinan Paşa Maddesi (Yaz. Şerafettin Turan), Cilt 10, Sayfa 672.

[22]YÜCEL, Yaşar – SEVİM Ali, Türkiye Tarihi, Cilt 3, Sayfa 15, TTK, Ankara, 1991.

[23]ÖZTÜRE, Avni, İzmit Tarihi, Sayfa 101, İstanbul, 1981.

[24]A.g.e., Sayfa 101.

[25]Mesaha: Arazi ölçümü (DOĞAN, D.Mehmet, Büyük Türkçe Sözlük, Sayfa 761, İstanbul, 1996).

[26]UZUNÇARŞILI, İ.Hakkı, Osmanlı Tarihi, Cilt 3, Sayfa 38, Ankara, 1988.

[27]İSLAM Ansiklopedisi, Sinan Paşa Maddesi (Yaz: Şerafettin Turan), Cilt 10, Sayfa 672.

[28]ÖZTÜRE, Avni, İzmit Tarihi, Sayfa 10, İstanbul 1981.

[29]İSLAM Ansiklopedisi, Sinan Paşa Maddesi (Yaz: Şerafettin Turan ), Cilt 10, Sayfa 672.

[30]UZUNÇARŞILI, İ.Hakkı, Osmanlı Tarihi, Cilt 3, Sayfa 39, Ankara, 1988.

[31]İSLAM Ansiklopedisi, Sapanca Maddesi (Yaz: Besim Darkot), Cilt 10, Sayfa 197.

[32]KASAPYAN, Minas, Ermeniler Nikomedya Civarlarında, Sayfa 78, Bahçecik-İzmit, 1913.

[33]ÖZTÜRE, Avni, Yarımca (Brunga) Tarihi, Sayfa 41.

Sosyal Medyada Paylaş:

Facebook PaylaşımıTwitter Paylaşımı

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile