Sırp Despotu Lazar’ın I. Murad’a Mektubu Ve I. Murad’ın Cevabı

Sırp Despotu Lazar’ın I. Murad’a Mektubu Ve I. Murad’ın Cevabı:

"İnşallah ona Türk erliğini gösterem"

Necdet BAYRAKTAROĞLU

 

Osmanlı Sultanı I.Murat tahta geçince, babası Orhan Gazi'nin Trakya'da izlemekte olduğu fetih siyasetini devam ettirmek istiyordu. Birçok Haçlı saldırısıyla karşılaştı. Haçlılar, Türklerin Balkanlar da ilerlemesini bir türlü hazmedemiyorlardı. I. Murat, Rumeli’ye dönmek isterken Anadolu'da meydana gelen olaylara yöneldi. Eratna Beyliğine son verip, Ankara'yı aldı. Karışıklıkları bastırdıktan sonra gözlerini Avrupa'ya çevirdi. Osmanlılar, ele geçirdikleri yerlerde teşkilat kurarken, Macar, Sırp, Bulgarlar da Papa vasıtasıyla Avrupa'yı harekete geçirmek istiyorlardı. Ancak I.Murat 1364'te Sırp sındığı 1371'de Çirmen savaşları ile Haçlı barajını aşıp, Rumeli de tutunmaya çalıştı. Osmanlıların Rumeli de tutulmaları sadece kılıçla değil, din ,dil, ırk ve mezhep farkı gözetmeksizin sevgi, adalet ve hoşgörüyle hareket etmeleri sayesinde olmuştu.

 

Bosna, Sırp, Bulgar Kralları Osmanlıları Balkanlardan sürüp atmak için yeniden ittifak kurdular. Büyük bir ordu ile ilerlemeye başladılar. Ploşnik boğazında Bosna kralı Tvartko ile Sırp kralı Lazar'ın kuvvetleri, Osmanlı kuvvetlerini çok kötü bir yerde pusuya düşürdü. Düşman kuvvetleri otuz bin kişi iken Osmanlı güçleri yirmi bin kişiydi. Çaresiz durumdaki Osmanlı akıncıları pusuda şehit edilirken Haçlı ordusunun Osmanlı askerine olan hıncı tarihe geçecek boyuttaydı. Ölen Türk askerlerini tüm uzuvlarını paramparça ediyorlar ölülere bile işkence yapıyorlardı. Bu katliamdan Osmanlı kuvvetlerinden beş bin akıncı kurtulabilmişti. Osmanlı ordusu Balkanlarda ilk mağlubiyetini almış oluyordu.

 

Bu başarı üzerine Sırp despotu Lazar üstünlük taslayarak I.Murat'a elçisiyle mektup gönderdi. Mektubunda: 

 

"Sayılarının çokluğundan, askerlerinin ziyadeliğinden bahis ve üstünlük davasında bulunuyor, Müslümanların ayaklarını bu diyardan kesip atmak emelinde olduklarını belirtiyor, hatta Din-i Muhammedi'yi İslam ülkelerinden dahi sileceğini " iddia ediyordu.

 

Padişah I.Murat ise gelen elçiye şöyle cevap verdi: 

 

"Rahman ve Rahim olan Allah'ın dilediği üzere, çiçeklerin uyanma demi olan baharda gül bahçelerindeki goncaların açılarak bir asker gibi saf bağladıkları zaman, kafir çerilerini andıran soğuklar, kar ve yağmur bulutları dağıldığında ben de şanlı çocuklarım ve bütün ordumla Kosova Sahrasında olacağım! Yiğitlik davulunu vurdurup ve sedası ile gökkubeyi doldurup düşman içine dalan aslanlarımın hücumu sonunda Lazar'ı kara toprağa karmak için geleceğim. Ebedi izzet ve şereflerin kaynağı olan Peygamber Efendimizin yüzü suyu hakkı için, kafirin fitne ateşini yok etmek ve ateşler saçan kılıcın yalmanında oynaşan alevleri ol sapıkların üzerine saçmak suretiyle kara yüreklerini dumana boğmak için yürüyeceğim. Eğer mert ise yerinde dursun, cengin tozu, dumanı nasıl olurmuş görsün."

 

Bundan sonra Osmanlı ordusu Kratova'ya geldiğinde yeni bir Sırp elçilik heyetini bekler buldu. Sırp Kralı Lazar üzerine gelen Osmanlı ordusunun gücünü öğrenmek istiyordu.

           

Lazar'ın elçisi I. Murat'a Kralından yeni bir mektup getirdi. Mektubunda:

           

"İşte ben hazırım, üç aydan beri eğer iki eli kanda dahi olsa gelmesi lazımdı. Eğer er ise gelsin vuruşalım. Eğer gelmez ise hazır olsun, ben yakında varıyorum." diyordu. 

 

I.Murat mektuptaki bu sözleri çok öfkelendi. Büyük bir hiddetle gelen elçiye şunları söyledi:

           

"Eğer elçiye ölüm olsa, derhal seni tepelerdim. Ol melunun böyle sözler söylediğine bakılırsa İslam kılıcını görmemiştir. El yumruğunu yemeyen, kendininkini emirden sanır ve kendi evinde kendini aslan zanneder. İnşallah ona Türk erliğini gösterem." buyurdu.

 

Sonra da askerlerin alay merasimini elçiye izlettirdi. Elçi Osmanlı askerlerini mükemmel silahları ve atlarıyla, disiplin içerisindeki merasimi hayranlıkla ve korku içerisinde takip etti ise de gayrete gelerek Padişaha: "Ey Şah! Eğer ki bana bu şekilde askerine arz ettin. Ama bizim askerimiz sizin askerinizin on katıdır. Beş yüz bin silahlı, giyimli ve uyumlu gök demirden erimiz vardır. Her bir erimiz bin Türk'e bedeldir. " Padişah büyük bir tepki ile cevaben: 

 

"Ey melun! Eğer cihanın askeri dahi sizinle olsa, Allah'ın inayetiyle ve Muhammed Aleyhiselamın mucizatıyla cümlesinin kanını toprağa karup, onları karga gibi ayıklayup, birini bir kez den karup, kralının başını keserim." dedikten sonra elçiyi kovdu.(1)        

 

Osmanlı ordusu, kendilerinden sayı, teçhizat ve araziyi tanıma bakımından kat kat üstün olan Haçlı ordusu ile Kosova da karşı karşıya geldi. Çember içerisine alınan düşman ordusu kısa zaman da mağlup edildi. Etrafı sarılan Lazar mahiyetiyle beraber yakalanarak öldürüldü. 1389 da Kosova da haçlı orduları bozguna uğratıldı.

 

Zaferden sonra Sultan Murad savaş meydanın da bulunan ölü ve yaralıları gezmeye başladı ve etrafındakilere:

 

“Artık savaş sona erdi. Bundan sonra yaralılara sevgiyle davranmak gerek. Yaralılara elimle su vereceğim” dedi.(2)

 

Yaralılar arasından Miloş isimli bir Sırp asilzadesi, Sultan’a bir arzda bulunacağını bildirmek isterken, koynundan çıkardığı hançerini kalbine sapladı. Padişah orada şehit oldu. Savaştan önce duasında:

 

Yarab! Bunca zamandır dualarımı hep kabul ettin, yine kabul et. Eğer bir yağmur gönderip bu dumanı üstümüzden dağıtırsan, senin adına savaşan askerleri kırılmaktan kurtarırsın. Ben mülk için değil, senin rızan için savaşırım. Mülk senindir, istediğine verirsin. Ben dahi naçiz bir kulum ve esrarımı sen bilirsin… Beni bu Müslümanlara kurban eyle. İslam askeri için ölüme hazırım. Yeter ki bu mü’minleri küffar elinde mağlup edip helak eyleme… Evvel beni gazi kıldığın gibi şimdide şehadeti nasip et! Bu gazada ya taht ola ya baht ve ömrümün sonunda şehit olup, iyi adla alemden göcem” demişti. Böylece Allah duasını kabul etmişti.(3)

 

Avrupa kapısı da Osmanlılara, Lazar’ın ortadan kaldırılmasıyla ardına kadar açılmış oluyordu.

 

1-Sultan Murad-ı Hüdavendigar Han-Kemal Arkun-Akademisyen Yay.-İst.2009-S.193-194-195

2-3-Cihan Hakimiyetine Giden Yol-Mustafa Turan-Cihan Yay.-İst.2007-S.57

3-Osmanlı-Çadırdan Saraya-Saraydan Sürgüne-Nazım Tektaş-Yeni Şafak Yay.İst-S.50

 

www.tarihgazetesi.net

“Dün, Bugün, Yarın…”

 

Tarihimizdeki Muhteşem Mektuplar

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Sosyal Medyada Paylaş:

Facebook PaylaşımıTwitter Paylaşımı

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile