100. Yıldönümünde Sarıkamış

100. Yılında Sarıkamış

Donmak var dönmek yok. Notlar (*)

Hasan İzzet Paşa Enver Paşaya;  “planına sözüm yok. Ancak mevsim uygun değil” diyorsa da dinletemiyor. “Alaydan komutanım olmazsan seni idam ederdim” cevabını alıyor. Günde 30 40 km yol gidileceği varsayılıyor. 3, 4 km ancak gidilebiliyor. Erzurum’da ısı o ara eksi 25 derecelerde Allahuekber zirvesine yükseldikçe her 100 m de bir derece düşüyor.  Çevirme harekâtı düşünülüyor. Ruslar en çok ondan çekiniyor Ancak düşünülen olmuyor. 

Ruslar müttefiklerine ısrarla İstanbul’a çıkartma yapmalarını söylüyor. Kafkaslardan çekilmemizi istiyor. O olmayınca biz boğazları kapatıyoruz. Ruslar yılda bir ay açık Baltık limana mahkum kalıyor. Malları ellerinde kaldı. Bu durum Bolşevik İhtilalini hızlandırıyor. Sarıkamış bu yönüyle bize İstanbul’u kandırmıştır. Çanakkale’nin önsözüdür. Başka etkileri de oluyor. Turancılık fikrinden vazgeçilip Türkiye milliyetçiliği fikrine yönelim oluyor.

Enver Paşa Rusya’dayken Bakü’ye Kuzey Afrika Müslümanlarına konuşmak yapmak için gidiyor. Konuşturulmuyor. Orada bulunan Türkler tepki gösteriyor.

            Ermeniler Türklere büyük hainlikler ediyor. Bakü’de Ermeni doktorlar bilerek  esirlerimize yanlış ilaçlar veriyorlar. Güven sarsılıyor.  Bu durum tehciri haklı ve gerekli kılıyor. Sarıkamış harekatında 156 sağlık görevlisi şehit oluyor. Tifüs aşısı bulmak isterken kendileri tifüse yakalanıyorlar. Ama buldukları aşıyla binlerce askerimiz kurtuluyor.

            Sarıkamış hakkında üç dört yıl pek az şey konuşuluyor. Tam bir savaş travması yaşanıyor.  Ailelere sorduklarında “mahrem bir göreve gittiler” deniyor. 1914 den 1919 arasında neredeyse hiç konuşulmuyor. 1919 da esirlikten dönenlerin anlatmasıyla durum açığa çıkıyor. Anılar çok az. Dedeler “Rus esaretine gittik geldik”. Diye kısa kesiyorlar. Enver Paşa da yakın arkadaşının sorusuna “savaştık geldik” diyor. Acılar büyük. Kimse deşmek istemiyor.

Genelkurmayın elinde sadece 17 bin  kadar şehidin ismi var. Çoğu bugün dedesinin akıbetini bilmiyor.   

Bir imam hatıralarında şehitlerimizin 1500’ünü bir çukura gömdüklerini, hepsinin cenaze namazını kıldıklarını naklediyor.  Şehitler için böyle bir şart yok ama son görev olarak öyle yapılıyor. Rus komutan “masrafı bizden ölenlerinizi toplayın ” diyor. Bizim açımızdan onur kırıcı bir teklif.  Dizanteri korkusu yaşanıyor.

 İmparatorluğun son döneminde konuşulan üç isim var. Sultan Abdulhamit, Enver Paşa ve Mustafa Kemal.

            Enver Paşa 1881 Balkan doğumlu. Kafkas coğrafyasını bilmiyor. 25 günde generallikten başkomutan vekilliğine yükseltiliyor. Ölümden korkusu olmayan ordusunun önünde giden biri. Hangi komutan ölür? Savaş kazanan. Bir iki kez ele geçirilmenin eşiğinden dönülüyor. Esir alınsa, ölse iş daha orada bitecek. Topçu komutanına o emir veriyor. İki milyon sekiz yüz elli bin askerin komutanı. Yeri  “dersaadet” olmalı o durumdakinin.   

Sarayın Damadı, Naciye Hanımla evli. Evine, ibadetine düşkün biri. Tacikistan’da Ruslara karşı savaşırken öldüğünde 41 yaşındadır. Türbesi orada. Üzerinden çıkan “kanlı Kuran” Moskova  müzesindedir  ..   

            Devrimci kişiliğe sahip. Bedelli askerliği kaldırıyor. Ermeni askere alınınca da karşı tarafa geçiyor. Taktığı şapka “Enveriye” diye bilinmekte.  O savaş şartlarında bile yeni alfabe gayreti var.

 Fransız’a İngiliz’e düşman diyerek Ruslarla yakınlaşıyor.  Ruslar Enver Paşayı Mustafa Kemal başarısız olduğunda devreye koymak istiyorlar. Bunun için ona 25 bin askeri donatacak maddi destek veriyorlar. Altın musluklu saraylarda konakladıkları rivayet ediliyor.

Talat Paşa Anadolu’yu Sarı Paşaya (Mustafa Kemal’e) bırak diye Enver Paşaya mektup yazıyor.

Almanlar İstanbul’a karargâh kurunca Osmanlı askeri onun alt karargâhı durumuna düşüyor.

 Rusların da aynı yıl yüz bin kadar asker kaybı oluyor. Sırf Kafkaslarda otuz bir bin kayıpları var.

Ruslar Sarıkamış Erzurum arasına tren hattı döşüyorlar. Sarıkamış ormanlarının bir kısmı o sebeple yok ediliyor.

 3,4 günde Sarıkamış’a oradan demiryoluyla Tiflis’e ulaşılacağı planlanıyor.  Erzak ona göre.  Hesap tutmayınca asker kuru peksimetle beş gün idareye çalışıyor.

Yardım gemileri 6 Kasımda İstanbul’dan korumasız Karadeniz’e azçılıyor. İçinde erzak mühimmat ve giysi var.  Rus donanmasının ortasında kalıyor, batırılıyor. Yardım gemisi Trabzon’a ulaşsa savaşı yine kaybedebilirdik ancak aybımız bu kadar olmayabilirdi.

Planlama hatası, egolar, lojistik şartlar, iklim şartları bu sonucu hazırlıyor. Başka hatalar da  oluyor.  İki tümen birbiriyle vuruşuyor. İki bin  şehit veriliyor.

Enver Paşa şehitler için “Nasılsa öleceklerdi. Savaşarak öldüler” diyor. Çoğunun kalbi, akciğeri su topluyor. Donma ve yaşlanma hastalığı yüzünden hayatın kaybediyor.

Nargin… Ölüm adası... Türk esir kampı. Esirler Bakü’ye 21 mil uzaklıktaki bu adaya götürülüyor. Oradan Rusya’ya geçiriliyorlar. Çocuklarıyla esir düşenler var.   Bingür Sönmez. Gitti gördü resimledi. Ceddine rahmet.Onun sayesinde Sarıkamış’ta savaşın yaşandığı bölge bugün milli park ilan edilmiş durumda. Sekiz şehitlik ve ihtiyaçları görecek yapılaşma mevcut.

             

            1914-1915 yıllarında, Sarıkamış Harekâtı’nda Anadolu köylerinden esir alınan sivil ve askerlerin tamamına yakını açlıktan ve yılan sokmasından bu adada şehit oluyor. Su yok. Hastalık kırıp geçiriyor. Bakü’den Türk aileler Rusların müsaade ettiği ölçüde onları evlerine alıyorlar. Çok yardımları oluyor.  Bir kısmını tekneyle kaçırıyorlar.  Tekneleri ters edip battı süsü veriyorlar. Neriman Nerimanov (Azerbaycan Türkü gazeteci)  şartlar için “itine reva görmezsin” diyor. Mustafa Kemal’e 5000 altın gönderiyor. Kardeşin kardeşe borcu olmaz diyerek geri almıyor.

Sarıkamış üzerine altı dilde ağıt var..

“Sarıkamış Altınbulak. Soğanlı'yı biz ne bilek”(1) beş çocuğundan dördünü harpte yitirmiş,  tek topal oğlunun umuduna kalmış annenin ağıtıdır.

Sarıkamış Altınbulak
Soğanlı'yı biz ne bilek
Bizim uşak gökçek gezer
Ağca zıbın gara yelek

Yüzbaşılar binbaşılar
Tabur taburu karşılar
Yağmur yağıp gün değince
Yatan şehitler ışılar

Gadasın aldığım Eşe
Tekerim dayandı daşa
Seferberliği durdurun
Elini öpem Enver Paşa

Aziziye baba yurdu
Kafkaslara tabya kurdu
Benim korkum Ruslar değil
Kara kışa kurban verdi

            Pınarbaşı'nın Sindel Köyü'nden Kara Zala (Zeliha) Hatun yakmış Halil Atılgan derlemiştir. Altınbulak, Sarıkamış'ta bir köy; Soğanlı, Sarıkamış Harekâtı’nda askerlerin dondukları dağ; gökçek, güzel; zıbın, iç yeleği; Eşe, Ayşe anlamlarındadır.

            Bu da bizim oradan bir ağıt. (Çüngüş/Diyarbakır)

Borazanlar çalınıyi,

Binbaşılar darıliyi,

Darılmayın binbaşılar

Can ciğerden ayrılıyi…

Dedem de o şehitler arasındadır.   

Nüfus kaydına göre 30 yaşında. Babam onun hakkında bize hiç bir şey anlatmadı. Hatırlamıyordu belli ki.  Ondan geriye kalan  bir bana verdiği o  ad… Bir de halamın kap yıkarken gözüne kan göründüğü, “eyvah kardeşim vuruldu” diye feryat ettiği rivayeti. Bir de sağ dönenlerden birinin yaralı vaziyette ona rastladığını anlattığı, hepsi bu.  Köyün yaşlısı Uzun Osman’dan bunu ben de dinlemiştim.

Tarih ibret içindir. Siyasilerin nutuklarını güçlendiren garnitür olmamalıdır.  

100. yılında dedemle birlikte Sarıkamış şehitlerini bir daha rahmetle anıyorum…


(*) Bingür Sönmez ve Cihat Göktepe.

26 Aralık 2014 TV programından)

Osman ERENALP

Ankara Ocak 2014

 

Sosyal Medyada Paylaş:

Facebook PaylaşımıTwitter Paylaşımı

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile