Enver Paşa ve Türkistan Konuşmaları

Enver Paşa ve Türkistan Konuşmaları

Ali BADEMCİ / Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Sarıkamış’ın 100.yılında maşallah, üniversitelerimiz ve yarınlarımızın umudu gençlerimiz, konu ile pek ilgilidir. Bu sütunlarda bir yazı yazdım; fakat Sarıkamış’a, bir de ötesini ilâve ederseniz Şehid’in şahsında  Türklük  şaha kalkmaktadır. İşte bugün de bunu yapacağız. Çünkü Mustafa Kemal önderliğindeki  Milli Mücâdele; Çanakkale-Sarıkamış-Kutul’Amare-Hicaz-Yemen Cephelerinin  yorgun savaşçıları ile kesin başarıya doğru ilerliyordu. Mondros ile İtilâf güçlerinden kaçan iktidardaki  İttihat Terakki Partisi’nin bir numaralı  lideri Enver Paşa,  bu sıralarda Batum’da bulunuyor ve herhalde  Anadolu’ya gelmeye  ve burada şehid olmaya çalışıyordu. Fakat  Milli Mücadele’nin 1921 Eylül’ü itibatiyle  kesin başarıya yöneldiği  görülünce  böyle bir şeye tevessül etmedi. İşte Enver Paşa’nın en önemli vatanseverliği budur. Kargaşalık çıkacağı  besbelliydi; çünkü Anadolu ve orduda hâlâ İttihatçılar çok etkiliydi ve Mustafa Kemal’in etrafında toplanmışlardı. Mustafa Kemal o güne kadar siyasette  öne çıkmadığı için Osmanlı’nın İttihatçılarının dışında çalışacak askeri ve sivil  bürokrasi de mevcut değildi. Kazım Karabekir Paşa dahil bu konuda maalesef  doğru görüşü itiraf eden olmadığı gibi  hatıralarda hep şahsiyet yapılmıştır. 

İşte böyle Türk Tarihi’nin  çok önemli bir dönemecinde kendinden yaşça küçük olan amcası ve Irak Cephesi’nin  muzaffer komutanı Halil Paşa (General Halil Kut)’un da baskısı ile  onun yaveri yedek subay  Bartınlı Muhiddin ve  komitacı  Hacı Sami(Kuşçubaşı) ile  öteden beri  plânlı ve projeli bunalım içindeki  Türkistan-Buhârâ’ya yönelmiştir. Bu zamanda Buhârâ Emiri Âlim Han, Bolşeviklerin de yardımı ile Ceditçi denilen  hareket mensupları tarafından  devrilmiş yerine Ceditçi-Milliyetçi  Buhârâ Türk Cumhuriyeti adı  ile yeni  bir devlet kurulmuştur. Harezm adı verilen ve Türkmen yoğunluklu  Hıyve’de ise (Bugünkü Türkmenistan) bu adla Hıyve Hanlığı yerine  aynı Buhara gibi bir Cumhuriyet kurulmuştu. Karahanlı Yurdu Fergana  ve Taşkend  taşrası ile  eski Buhârâ topraklarında ise daha Çarlık zamanından beri  Basmacılar adı  ile ünlenmiş ve Ruslar’la fiili olarak mücadele eden  bir milliyetçi hareket ortaya çıkmıştır. Eski Hıyve Hanlığı ve Buhârâ Emirliği  ve Ruslar’ınTürkistan Genel Valiliği  topraklarından sayılan  Taşkend, Orta Türkistan ve Fergana Vadisi  topraklarında Basmacılar  çoktan yüzbinleri bulmuşlardı. Kokand’da  Ferganalılar’ın teşebbüsü ve Türkistan aydınlarının iştiraki ile  ilân edilen Türkistan Muhtariyeti Taşkend’in Kızılordu kuvvetlerinde  on bin kişi öldürülerek dağıtılmıştı. İşte bu hareket Enver Paşa Türkistan topraklarına ayak bastığı sırada her tarafa yayılmıştı. Rusların bunlaraBasmacı demesine karşılık kendiler Korbaşı adını kullanıyorlardı.

Enver Paşa Buhârâ’da Yaşasın Enver-Yaşasın Turan-Yaşasın Din-i Muhammed” nidaları ile karşılanmıştır. Fakat Buhârâ’nın Türkistan’ın diğer bölgelerinden farklı bir durumu vardı ki o da Basmacılar, yenici ve eskici düşünce (Cumhuriyet-Emirlik veya Cedidi-Kadimi) diye  iki parçalıdır. Buhârâ’da Enver Paşa ile görüşen Zeki Velidi Beğ, ona durumu anlatmış ve Paşam burada tahayyül ettiğiniz Türklük yoktur. Bunlar çok cahil ve acımzsız insanlardır. Türklükten katiyyen anlamadıkları gibi  iktidarda bulunan Bolşevik destekli Cedidi-Milliyetçi  Harekete de çok tepkilidirler.” gibi açıklamalarda bulunmuşsa da Enver Paşa İyi ya Türklük yoksa burada benim kanlarım üzerinde yeşersin” demiştir. Elbette Enver Paşa Kadimilerin durumunu çok iyi bilmiyor  ve yeni Hükümet içinde Milliyetçilerle beraber  mücadele eden  Sarıkamışesiri ve İhtilâl ile Sibirya’dan buraya  inen elli kadar eski Osmanlı Subayı (Türk Zabitleri) ile Türkiye’de rahmetli olan  zamanın Buhara Cumhurreisi  Osman Hocaoğluna  güveniyordu. İşte bütün bu sebeplerle Basmacılar ve Milliyetçi Hükümet mensuplarına  Şarki Buhârâ (Doğu Buhârâ bugün Tacikistan) bölgesinde katılma  zarureti vardı; çünkü Cumhurbaşkanı Hocaoğlu da  Doğu Buhârâ’nın başkenti  Duşenbe’de bulunuyordu. Burada  Rus konsolosuna isyan eden Hocaoğlu ve arkadaşları  onlarla vuruşmaya başladığı sırada  Enver Paşa bugün Tacikistan hudutları içinde kalan Cilligöl adlı Türkmen bölgesinde  yanında bulunan 23 arkadaşı ile birlikte Basmacılar’a katılmıştır. Fakat ne yazık ki, Duşenbe’ye yaklaştığı ve Cumhuriyet kuvvetleri ile birleşeceği sırada Göktaş Kadimi Basmacıları Reisi İbrahim Lakay tarafından gözaltına alınmışlardır. Bu kadar önemli bir zamandan Afganistan’da bulunan eski Buhara Emiri Âlim Han’dan haber gelene kadar  Paşa  serbest-tutuklu kalmış ve bu işkence 26 gün sürmüştür. Dolayısı ile bu zamanda  Bolşevikler yeni ve taze takviler alarak  galip duruma geçmişlerdir. İşte böyle bir ortamda Enver Paşa yüzbin asker çıkarma kabiliyeti olan Lakaylar’ı iknaa etme  hevesi ile  Cumhuriyet Basmacıları’nın başına geçmiş, fakat Kadimiler  destekleme yerine göstek olmuşlardır. Bütün kötü şartlara rağmen Düşenbe eldeki güçlerle kurtarılmış hatta Enver Paşa’ya sadece bugünkü Tacikistan hudutları içerisinde konsolos Nogrny tarafından bağımsızlık teklif edilmiş ve bu hususun Hükümetinin görüşü olduğu bildirilmiştir. Osman Hocaoğlu, Hacı Sami,Yaver Muhiddin  Kabil yolunu tutarken  Paşa  Bolşevik teklifini reddetmiş ve amaçlarının Türkistan’ın tam bağımsızlığı olduğunu ifâde etmiştir. Bu zorlu günlerde Afgan kralı Amanullah’ın Harbiye Nazırlığı tekliflerini de reddetmiştir.

Enver Paşa yüksek bir moralle Nisan 1922de Kafirun denilen yerde  bir kongre toplamış ve bu etkinliğe 75 bin kişi iştirak ederek “İstiklal” diye haykırmışlardır.. Bu kongrede  Türk tarihinde görülmedik bir şekilde  Türkmen-Özbek-Kırgız-Kazak-Azeri-Dağıstanlı-Tatar gibi Türklük buluşması sağlanmış ve bunlar  tek cephede birleşmiştir. Tarihçiler nedense işin bu yüzünü bilgi eksikliğinden ötürü görmemezlikten gelmişlerdir. Ne yazık ki umutlar gerçekleşmemiş ve Buhârâ İhtilali’nin  altın paralarına  el koyan Bolşevikler Wrangel’i mağlup ettikten sonra var güçleri ile Türkistan’a yüklenmişler, Fargana Basmacılar’ı cephe dışına atılıp Afganistan’a kaçmaya mecbur edilirken  Enver Paşa da bugünkü Tacikistan’ın Belcivan Vilâyeti Çeğen Tepesinde  4 Ağustos 1922’de şehid olmuştur. 

İşte Türkistan’da Enver Paşa gerçeği budur; kitaplarımızda  Basmacı arşivlerine  dayanarak yüzlerce belge ve kroki neşrettik. Konferanslarımızda  bütün bu dökümanlar ile  şehadet bölgesinde 1999’de çekilmiş bir coğrafya videosu  ve Paşa’nın hususi eşyalarını da  slayt olarak  çok değerli kardeşlerimize sunuyoruz. Bu kapsamda Adana’da Çıkurova Üniversitesi etkinliğini 13 Aralık, Süleyman Demirel  Ü.18 Aralık’ta gerçekleştirdik ve inşallah 25 Aralık günü de  Akdeniz Üniversitesinde olacağız.

Mustafa Kemal, Enver Paşa’nın şehadetini  sanıyorum Başkumandanlık Muharebesi’nden sonra öğrenmiştir. Haberi kendisine ulaştıran  Mustafa Kemal’in  ünlü yargıcı ve Enver Paşa’nın kardeşi Nuri Paşa’nın eski yaveri,  Kılıç Ali Paşa’nın kardeşi Muzaffer Kılıç  vermiştir. Altemur Kılıç bir TV programında  bu anı anlatırken, Mustafa Kemal’in haber karşısında hıçkırarak ağladığını  ve sadece Çok yiğit adamdı dediğini  biliyoruz. İşte Enver Paşa budur. Esasında anlatacak o kadar çok şey var ki  bunların yeni kuşaklar tarafından bilinmesi ve  Enver’in Atatürk’ten farklı olmadığını öğrenmesi şarttır.

Allah’a emanet olun.

http://www.haberiniz.com.tr/

 

Sosyal Medyada Paylaş:

Facebook PaylaşımıTwitter Paylaşımı

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile