Anadolu'da Kuralan İkinci Dönem Türk Beylikleri

Anadolu'da Kuralan İkinci Dönem Türk Beylikleri

Anadolu’da Kurulan İlk Dönem Türk Beylikleri okumak için tıklayınız


Anadolu Selçukluları, Anadolu'daki Türkmen beylerini aşiretleriyle birlikte Bizans ve Kilikya sınırlarına yerleştirmişlerdi. Böylece Anadolu Selçukluları hem devletin sınırlarını güvence altına alıyor, hem de Türkmen beylerini denetim altında tutuyorlardı. Ama 1243'teki Kösedağ savaşı'nda Moğollara yenilen Anadolu Selçuklu Devleti’nin Türkmenler üzerindeki denetimi zayıfladı. Bu savaşın ardından, Moğolların bir kolu olan İlhanlılar Anadolu’da denetimi ele geçirdiler. Bu süreçte uç beylikleri, önce İlhanlılara bağlı, sonra bağımsız devletlere dönüştüler. Bu beyliklerden biri olan Osmanlı Beyliği, zamanla bütün öbür beyliklerin topraklarını ele geçirdi ve bir imparatorluğa dönüştü.

Aydınoğulları


Aydınoğulları, 1308'de Aydın ve çevresinde kuruldu. Devletin kurucusu Aydınoğlu Mehmed Bey, Germiyanoğulları'nın subaşısıydı (ordu komutanı). Mehmed Bey, önce Germiyanoğullarına bağlı kaldı. So nra Bizans'tan Birgi'yi alıp başkent yapınca bağımsızlığını ilan etti. Ardından Ödemiş, Sultanhisar ve İzmir'i de topraklarına kattı. Ayasuluğ’da (bugünkü Selçuk) Aydınoğullarının ilk donanmasını kurdu.Mehmed Bey’in 1334'te ölümü üzerine beyliğin başına oğlu Umur Bey geçti. Umur Bey Selçuk ve İzmir'de tersaneler kurdu ve donanmasını güçlendirdi. Sakız, Bozcaada, Eğriboz, Mora ve Rumeli kıyılarına akınlar düzenledi. Umur Bey Alaşehir'i de topraklarına katınca, Venedik, Ceneviz, Rodos Şövalyeleri ve Kıbrıs Krallığı'nın donanmaları birleşerek harekete geçti. Birleşik Haçlı donanması 1344’te İzmir'i ele geçiren ve Aydınoğulları bu savaşta donanmasını yitirdi.

Aydınoğulları, Umur Bey'in 1348'de ölmesinden sonra eski gücünü yitirdi. Denizden Haçlılara, karadan da Osmanlılara karşı koyamadı. İsa Bey, 1390'da topraklarını Yıldırım Bayezid’e bırakarak Tire'de oturmayı kabul etti. 1402’deki Ankara Savaşı'nda Yıldırım Bayezid'i yenen Timur Aydınoğullarına eski topraklarını geri verdi. Bir süre daha ayakta kalan Aydınoğulları, 1426'da II. Murad tarafından ortadan kaldırıldı.

Germiyanoğulları


Germiyanoğulları, 1300’de Germiyan Türkmenleri boyundan Yakub Bey tarafından kuruldu. Beylik Kütahya, Kula, Simav Gölü ve Denizli çevresinde hüküm sürdü. Başlangıçta İlhanlıların egemenliğini tanıyan Yakub Bey, İlhanlıların Anadolu’da gücünü yitirmesinin ardından bağımsızlığını kazandı.Ama bu kez Germiyanoğulları, Karamanoğullarının tehdidiyle karşılaştı. Bunun üzerine Süleyman Şah, kızını Yıldırım Bayezid’le evlendirerek Osmanlıların desteğini sağladı. Simav, Emet ve Tavşanlı çevresini de çeyiz olarak Osmanlılara verdi. Süleyman Şah'tan sonra başa geçen II. Yakub Bey bu toprakları geri isteyince, Yıldırım Bayezid 1390'da beyliğin bütün topraklarını ele geçirdi. 1402'deki Ankara Savaşı'nda Yıldırım Bayezid’I yenen Timur, II.Yakub Bey’e beyliğin bütün topraklarını geri verdi. Yıldırım Bayezid'in oğulları arasındaki taht kavgasında Çelebi Mehmed'i tutan II.Yakub Bey Osmanlılar’la dostça geçindi. 1429’da ölünce, vasiyeti doğrultusunda beyliğin toprakları Osmanlı Devleti’ne katıldı.

Kadı Burhaneddin Devleti


Kadı Burhaneddin, 1343-1381 arasında Orta Anadolu’da hüküm süren Eretna Devleti'nin önce kadısı, sonra veziriydi. Eretna Hükümdarı II. Mehmed Bey ölünce, 1381’de Sivas’ta beyliğini ilan etti. Kayseri ve Sivas'tan oluşan beyliğin asıl topraklarına Samsun ile Erzincan’ı da kattı. Güçlü bir devlet kuran Kadı Burhaneddin, Orta Anadolu’da Osmanlılar, Memlûklar ve Karamanoğullarına karşı egemenlik mücadelesi verdi. 1398’de Akkoyunlulara karşı savaşırken öldü ve devleti de böylece son buldu.Kadı Burhaneddin aynı zamanda şair ve bilgindi. İslam bilimleri konusunda kitapları ve şiirlerinin toplandığı Divan’ı (1980) vardır.

Karamanoğulları


Oğuzların Avşar boyundan olan Karamanlı oymağı, Anadolu Selçuklularının fethettiği Ermenek yöresine yerleşmiş ve burada bir uçbeyliği kurmuştu. Bu oymağın başkanı olan Nure Sufi, 1256’da öldü. Yerine geçen oğlu Kerimeddin Karaman Bey, beyliğini ilan ederek Karamanoğulları devletini kurdu. Ermenek’i beyliğin merkezi yaptı. Daha sonra Mut ve Larende’yi (bugünkü Karaman) ele geçirdi. Beyliğin merkezini de Ermenek’ten Larende’ye taşıdı. Anadolu Selçuklu başkenti Konya’yı almak istediyse de başarılı olamadı. Kerimeddin Karman Bey’in yerine 1261’de beyliğin başına geçen Mehmed Bey İlhanlılara karşı savaştı. 1277’de Konya'yı ele geçirerek Alaeddin Siyavuş’u Anadolu Selçuklu sultanı ilan etti; kendisi de onun veziri oldu. Konya'da bulunduğu sırada, Farsça yerine Türkçe'yi resmi dil ilan etti. Mehmed Bey, kısa bir süre sonra İlhanlı ve Anadolu Selçuklu ordusunca ele geçirilerek öldürüldü.Karamanoğulları, İlhanlıların Anadolu'dan çekilmesinden sonra Konya'yı alarak başkent yaptılar. Diğer yandan sürekli sınırlarını genişleterek güçlenen Osmanlılarla komşu oldular. Sonunda iki devlet arasında çatışma kaçınılmaz hale geldi. Karamanoğulları Osmanlılara karşı, Akkoyunluların ve Timurluların yanı sıra Avrupa devletleriyle de işbirliği yaptılar. Yıldırım Bayezid Rumeli'de savaşırken, Karamanoğulları öbür Anadolu beyliklerini de yanlarına alarak Osmanlı topraklarına saldırdılar. Bunun üzerine Yıldırım Bayezid 1390'da Karamanoğullarının üzerine yürüdü ve Konya'yı alarak bu güçlü beyliğin egemenliğine son verdi. 1402’deki Ankara Savaşı'ndan sonra topraklarını geri alarak beyliklerini yeniden canlandıran Karamanoğulları, 1466'da Fatih Sultan Mehmed tarafından ortadan kaldırdı.

Saruhanoğulları Beyliği


Anadolu Selçuklu Devleti'nin çökmesi ve dağılmasıyla başlayan Anadolu beylikleri döneminde, 14. yüzyıl başlarında Batı Anadolu’da Manisa ve çevresinde kurulmuş bir Türk beyliğidir.Saruhanoğulları, Avşar boyunun Saruhanlı kolundandır.Manisa ve geniş anlamda çevresi Osmanlı'nın son dönemlerine kadar Saruhan vilayeti olarak anılmıştır. Manisa Osmanlı döneminde ayrıca, (tıpkı Amasya gibi) pek çok şehzadenin padişahlığa dönük olarak yetiştirildiği ve eğitiminin verildiği merkez olarak seçilmiştir.Aydınoğulların'a çok yakın olduğu için Aydınoğulları'yla çatışmalar yaşamıştır ve sonucunda yokolmuştur.

Çobanoğulları Beyliği


13. asırda Kastamonu ve çevresinde faaliyet gösteren Türkmen
Beyliğin kurucusu Hüsameddin Çoban Bey, Kayı boyuna mensup olup, Anadolu Selçuklu Devleti'nin ileri gelen devlet adamlarından biriydi. Bunun isminden dolayı, kurduğu beyliğe, Çobanoğulları beyliği denildi. Hüsameddin Çoban, Birinci İzzeddin Keykâvus’un sultanlığı sırasında, Bizans’a karşı düzenlenen seferlere katıldı. Birinci Alâeddin Keykubad tahta çıkınca, bağlılığını arz etti.

Moğollar, 1223'te Kıpçak ilini işgal edince, bunu fırsat bilen Rumlar, Kırım sahilindeki Suğdak şehrini kontrolleri altına aldılar. Sultan Alâeddin Keykubad, Hüsameddin Çoban’ı Suğdak’ı zaptetmek için görevlendirdi.Hüsameddin Çoban da, sefere çıkarak Suğdak’ı zaptetti. Kıpçak hanının ve Rus hükümdarının Sultan Alâeddin’e itaatini sağladı. 1227 senesinde Kastamonu’ya döndü. Ölümünden sonra yerine, oğlu Alp Yürek geçti. Alp Yürek hakkında fazla bilgi bulunmamaktadır.

Alp Yürek’ten sonra yerine, oğlu Muzafferüddin Yavlak Arslan geçti. Yavlak Arslan zamanında Anadolu’da, birçok karışıklıklar oldu. Yavlak Arslan, İlhanlılara muhalefete başladı. Bunun üzerine İlhanlı hükümdarı Geyhatu, bir Selçuklu-Moğol ordusunu Kastamonu’ya gönderdi. Yapılan muharebede Yavlak Arslan öldü. Selçuklu sultanı İkinci Mesud, bu muharebede kendisine büyük yardımı dokunan Şemseddin Yaman Candar’a Kastamonu ve havalisinde Eflâni’nin idaresini verdi.

Yavlak Arslan’dan sonra yerine, oğlu Mahmud Bey geçti. Mahmud Bey zamanında Bizans topraklarına akınlar düzenlendi. Sakarya Nehrinin civarına kadar olan yerler fethedildi. Ancak, 1309 senesinde Candaroğlu Süleyman Paşa, bir baskın ile Kastamonu’yu fethederek, Çobanoğulları Beyliği’ne son verdi.

Dulkadıroğulları


Büyük Anadolu Beyliklerinden biri idi. Dulkadiroğulları, Mısır'daki Türkmen Memluk devletleri arasında güçlü ve uzun ömürlü bir beylik olarak görülmüştür. Kurucusu, Dulkadıroğlu Zeyniddin Ahmed Karaca Bey'dir. Bazen Memlüklere, bazen Osmanlılara tabi olmuş, fakat en çok Osmanlılarla işbirliği yapmış ve Osmanlı sarayı ile akrabalık kurmuşlardır.

Elbistan başkent olmak üzere Maraş, Kayseri, Elazığ, Ayıntap, Malatya, Adıyaman vilayetlerinde hüküm sürdü. 1522 yılında Osmanlı topraklarına girdi
Dulkadırlılar Oğuzların Bozok kolundandır. Onların ilk reisi Zeyneddîn Karaca Bey, Eratna Bey'in elinden Elbistan'ı zabtetmiş ve Memlûk saltanı Melik el-Nâsır Muhammed'den nâiblik menşuru alarak Dulkadırlı Beyliği'ni kurmuştu.

Karaca Bey zaman zaman Memlûk sultanlarına itaat, bazan da onlardan ayrılarak Haleb şehrini tehdid ediyordu. Ayrıca Sis Ermeniler ile başarılı mücadelelerde bulunmuştu. Halep taraflarında da bir çok yer zapteden Karaca Bey bu başarılarına güvenerek "Melik üz-Zâhir" unvanı ile hüküdarlığını ilân etti (1348). Ancak Memlûk Devleti'ne isyan eden Haleb valisi Bay-Buğa'yı sultana teslim etmemesi onun ortadan kaldırılmasına yol açtı.Karaca Bey'den sonra oğlu Halil Bey ve Mehmet bey Memlûklular tarafından Elbistân valiliğine tayin edildi.

Timur'un Elbistân, Malatya ve Besni'yi alıp tahribi üzerine Mehmed Bey ona itaate mecbur oldu. Mehmed Bey Çelebi Mehmed Sultan ile iyi münasebetlerde bulundu. Buna mukabil Ramazanoğulları ve Karamanoğulları'na karşı daimî surette savaştı. Memlûklular bu hizmetine karşılık ona Kayseri şehrini verdiler.

Mehmed Bey 1442den sonra yerine oğlu Süleymân Bey geçmişti. Süleyman Bey Osmanlılar ve Memlûklulara kız vererek akrabalık tesis etti ve bu devletlerle olan dostluğunu sürdürerek Dulkadırlı Beyliği'nin varlığını korudu. Daha sonra beyliğe zaman zaman Osmanlı ve Memlûklu Devletleri'nin müdahale ederek kendi adaylarını Dulkadırlı beyi tayin ettirmişlerdir. Alâaddin Devle Bozkurt Bey (1479-1515) Osmanlıların desteğini sağlayarak beyliğin başına geçmişti.

Ancak o da Osmanlılara cephe alınca. dört oğlu ile beraber öldürüldü. Yerine Ali bey tayin edildi. Ali Bey, Sultan I. Selim'in Mısır seferinde ve daha sonra Şam valisi Canberdi Gazâlî isyanında Osmanlılara önemli hizmetlerde bulundu, fakat kıskanç Ferhat Paşa'nın onu sultana fitnelemesi üzerine öldürüldü daha sonra Osmanlılar Dulkadiroğulları beyliğini ilhak ederek son vermiştir.

Karesioğulları


Karesi oğulları beyliği Danişment Gazı’nın soyundan gelmektedir. Danişment oğullarının Selçuklulara katılmasıyla birlikte Batı Anadolu’da uç beyliği oldular.Zamanla Bizans'a ait toprakları ele geçirerek Marmara kıyılarına kadar çıktılar. Bunlardan Kalem şah Bey ve Karesi Bey Balıkesir fethederek beyliğin merkezi yaptılar. Zamanla beyliğin sınırlarını genişlettiler. Bizans, Marmara kıyılarından uzaklaştırılarak Çanakkale de Karesi topraklarına katıldı.Karesi Beyden sonra Demirhane Bey, merkezi Balıkesir olan bölgeye Yahşi Bey de Bergama çevrelerine hakim olarak , beyliklerini sürdürdüler.Osmanlıların ikinci hükümdarı Orhan Beyin Balıkesir ve çevresini ele geçirmesinden sonra , Süleyman Bey, Çanakkale taraflarına hakim oldu. Yahşi Bey ve Süleyman Bey, Rumeli topraklarına geçtilerse de uzun süreli bir başarı elde edemediler.

Son zamanlarında Osmanlılara bağlanan Karesi oğulları Beyliği , sonunda bu devletin toprakları içine katıldı (1360). Anadolu’da Osmanlılara katılan ilk beylik Karesi oğullarıdır. Karesi oğullarının donanmaları da Osmanlı hakimiyetine geçti. Ayrıca Hacı İl beyi , Evreniz , Ece Halil ve Gazi Fazıl beyler gibi Karesi komutanları da Osmanlı hizmetine girdiler. Rumeli kıyılarına yapılan seferler dolayısıyla bu bölgeyi iyi tanıyan Karesi komutanları ,Gazi Süleyman Paşanın Rumeli harekatında çok yararlı oldular.

Ramazanoğulları


Ramazanoğulları Beyliği Misis ve Adana yöresinde kurulmuş bir Anadolu beyliğidir. 1352 yılında kurulan beylik 1608 yılında tam anlamıyla Osmanlı Devleti hakimiyetine girmiştir. Oğuzların Üçok koluna mensup Yüreğir boyuna mensuptur.

Moğolların istilası üzerine Anadolu'ya geçen Türkmenler(yörükler), burada Moğollarla mücadele eden Memlük Devleti'ne büyük yararlar sağlamışlardır. Zamanla bu Türkmenlerden Bozok koluna mensup olanlar Maraş ve Elbistan civarına yerleşip Dulkadir Beyliği'ni kurmuş, Üçok koluna mensup olanlar ise Adana, Misis ve Payas çevrelerinde yerleşmeye başlamıştır.

Çukurova'nin Memlûklular tarafindan fethedilmesinde Üçok Türkmenlerinin büyük yardımlarına istinaden Memlûklular, bu zaferde büyük payı olan Üçoklardan Yüregir boyunun reisi Ramazan Bey'e Adana çevresi ile Misis'in idaresini vermişlerdir. Bektaşi tarikatından gelen geleneklerin etkisi ile diğer tüm Anadolu beylikleriyle olduğu gibi Osmanlılarla da sıcak ilişkiler devam etmiştir.

Memlüklere tabi olarak uzun zaman hizmet ettikten sonra Yavuz Sultan Selim döneminde Çukurova'da Osmanlı hakimiyetinin kabul edilmesi üzerine Osmanlı ile iyi ilişkiler kurmuşlardır. Bu dönemde beyliğin başında bulunan Halil Bey'in bu tür davranışlarından ötürü Memlük Devleti tarafından azledilmiş, O da bunun üzerine Mısır seferine çıkan Yavuz Sultan Selim'in Kaşlıca (Misis) dolaylarındaki ordugahını ziyareti sırasında Osmanlı'ta tabiiyetini resmen arzetmiştir.En son Pir Mansur Bey tarafından yönetilen beylik daha sonra fiilen de sona ermiştir.

Anadolu beyliklerinin en uzun ömürlülerinden birisi olan Ramazanoğulları Beyliği, kurulusundan itibaren yarım asır kadar Memlûklular'a tabi olmus, 1510 yilindan sonra ise Osmanlılar'a tabi olarak yaklasik bir yüzyil kadar daha varlığını sürdürmüştür. I. Ahmet dönemine denk gelen 1609 yılından sonra Adana'nin Haleb'e; Sis ve Tarsus'un da Kıbrıs Beylerbeyiliğine bağlanmasıyla Ramazanoğulları Beyliği sona ermiştir.Günümüzde beyliği yönetenlerin uzak torunlarının çoğu Misis ve Yumurtalık civarında yaşamaktadırlar.

Eşrefoğulları


Eşrefoğulları Beyliği, 13. yüzyılda kurulan Anadolu Türk Beyliklerinden biri.

Anadolu Selçuklu Devleti'nin sınır beylerinden Eşrefoğlu Seyfettin Süleymen Bey tarafından 1280 başlarında Beyşehir'de kuruldu. Eşrefoğlu Süleyman Bey, Türkiye Selçuklu Sultanı III. Gıyaseddin Keyhüsrev devrinde (1264-1283) Selçuklu hizmetinde uç beyi olarak bulunuyordu.Eşrefoğlu Süleyman Bey'in hangi tarihte vefat ettiği malûm değildir; fakat vefatının 701 H./1301 M. den sonra olduğu Beyşehir'de yaptırmış olduğu türbe kitabesinden anlaşılmaktadır.Eşrefoğulları Beyliği, 1302'de babasının yerine geçen Mübarizüddin Mehmet Bey döneminde genişleyerek, Bolvadin ve Akşehir dolaylarını da içine aldı. Mübarizüddin Mehmet Bey'in İlhanlılar'a bağımlılığını bildirmesinden sonra (1314), Seyfettin Süleyman Bey'in torunu Süleyman Şah'ın İlhanlı Anadolu Valisi Timurtaş Bey (ö. 1328) tarafından öldürülmesinden sonra Beylik ortadan kalktı. (1326)

Sâhipataoğulları


Tarihte kurulmuş Anadolu Beyliklerinden biridir.Anadolu Selçuklu Devleti veziri Sahip Ata Fahrettin Ali'nin oğulları tarafından Afyonkarahisar ve yöresinde kurulmuş, 1275 - 1343 yılları arasında hüküm sürmüştür.

Birkaç Anadolu Selçuklu hükümdarına vezirlik yapan Sahip Ata Fahrettin Ali (Arapça: صَهِپ اتَ فَكهر ال ضِن الِ Sâhip Ata Fakhr al-Din Ali), , III.Gıyaseddin Keyhüsrev döneminde (1265 - 1282) Anadolu'yu denetimi altına alan İlhanlı hükümdarı Abaka Han tarafından Moğollara karşı Memluklarla işbirliği yaptığı gerekçesiyle vezirlikten uzaklaştırılarak tutuklandı (1272). Bir süre sonra hapisten kurtulan Sahip Ata, Abaka'nın huzuruna çıkarak yeniden vezir olma hakkını kazandığı gibi, oğulları Tacettin Hüseyin ile Nusrettin Hasan'a Afyonkarahisar (eski ismi Karahisar-i Sahip, Afium Kara hissar veya Karahisar) ve yöresinin has olarak verilmesini sağladı (1275). Böylece Sahipataoğulları Tacettin ve Nusrettin'in ortak yönetimi altında kurulan beylik, Karamanoğlu Mehmet Bey ile düzmece Selçuklu şehzadesi Cimri'nin Konya'yı ele geçirmeleri üzerine (1277) onlara karşı harekete geçti. Karamanlılarla yapılan Değirmençayı Savaşı'nda (1277), Tacettin Hüseyin ve Nusrettin Hasan ölünce, Hasan'ın oğlu Şemsettin Mehmet beyliğin başına getirildi. Şemsettin Mehmet de Germiyanoğulları'nın bir saldırısını önlemek için giriştiği savaşta ölünce (1287), oğlu Nusrettin Ahmet ardılı oldu. İlhanlılar'ın Anadolu genel valisi Timurtaş, kendisine başkaldıran uç beylerini denetim altına almak için sefere çıktığında, Sahipataoğlu Nusrettin Ahmet, Germiyanoğulları'na sığındı. Karahisar'ı kuşatan Timurtaş, babası Emir Çoban'ın İlhanlı hükümdarı Ebu Sait tarafından öldürülmesi üzerine kuşatmayı kaldırıp Mısır'a kaçınca (1327), yurduna geri dönen Nusrettin Ahmet, Germiyanoğulları'nın egemenliğini tanıdı. Onun ölümünden (1343) sonra da toprakları Germiyanoğulları beyliğine katılan Sahipataoğulları ortadan kalktı.

Şu anda da Afyonkarahisar ilinde beyliğin adını taşıyan bir belde mevcuttur.


Menteşeoğulları


Menteşeoğulları Beyliği (kısaca Menteşe Beyliği olarak da anılır) Anadolu Selçuklu Devleti'nin çökmesi ve dağılmasıyla başlayan Anadolu Beylikleri döneminde Güneybatı Anadolu’da kurulmuş bir Türk beyliğidir. Sınırları aşağı yukarı bugünkü Muğla iline denk gelen bu beyliğin hakimiyeti, 13. yüzyılın ortalarından 15. yüzyılın başlarına kadar devam etmiştir. Diğer Anadolu Beylikleri gibi Osmanlı İmparatorluğu halimiyetine geçmiştir. Muğla ili Osmanlı Devleti 'nin son dönemlerine kadar Menteşe vilayeti olarak anılmıştır.

Anadolu Selçuklu Devleti Anadolu'yu iskan politikası çerçevesinde, özellikle Moğol zulmünden kaçarak doğudan gelen Türk boylarını Batı Anadolu'daki uç bölgelerine yerleştiriyorlardı. Menteşe Bey'in kumandasındaki Türkler de, Bizanslılar ın Karya dedikleri, bugünkü Muğla bölgesine yerleştirildi. Bu arada Moğol baskısının etkisiyle Anadolu Selçuklu Devleti'nin nüfuzunun günden güne azalması, uçlardaki bu Türk unsurlara geniş bir hareket serbestisi vermekteydi. Nitekim, Menteşe Bey idaresindeki Türkmenler de, 1261’den sonra Muğla çevresinde fetihlere girişerek, bölgeye daha sağlam bir şekilde yerleşmeye başladılar. 1278 yılında, Bizans İmparatoru VIII. Mikhail Palaiologos’un oğlu Andronikos, Muğla’yı büyük bir ordu ile kuşattı ise de alamadı. Aydın ve Güzelhisar kalelerini tahkim etmekle yetinip geri dönmek zorunda kaldı. Onun dönüşü ile harekete geçen Menteşe Bey, kısa sürede Aydın ile Güzelhisar’ı zaptetti (1282). Böylece Türkler, Menderes havzası na ve güneyine tamamen hâkim oldular.

Bölgede 13. yüzyılın ikinci yarısından sonra başlayan Menteşe Beyliği hakimiyeti, Antalya’nın Alakır Çayı batısından itibaren; Finike, Kaş, Elmalı, bütün Muğla, Çameli, Acıpayam, Tavas, Bozdoğan ve Çine’ye kadar yayıldı. Donanmaya sahip olan Beylik, Akdeniz ve Ege denizi nde faaliyetlerde bulundu.

1282 yılından sonra vuku bulan olaylarda, Menteşe Beyin adına rastlanmamaktadır. Bu durumda onun, 1282 yılı sonunda veya 1283’te vefat ettiği sanılmaktadır. Meğri yakınlarında bulunan türbesinde gömülüdür. Menteşe Beyden sonra, yerine oğlu Menteşeoğlu Mesut Bey geçti. Saltanat değişikliğinden faydalanmak isteyen Bizanslılar, tekrar Karya üzerine sefere kalkıştılarsa da muvaffak olamadılar. Bizanslıları bozguna uğratan Mesut Bey, oluşturduğu güçlü donanmayla Rodos Adasına çıkartma yaptı. 1300’de yapılan çıkartma ile Rodos Adasının Türkler tarafından fethi, Papalığı harekete geçirdi. Papa V. Klement ile Fransa Kralı Güzel Filip’in teşvik ve yardımları üzerine, yarı korsan yarı tarikat mensubu Sen Jan Şövalyeleri, Rodos’a hücum ettiler. Sen Jan Şövalyelerinin 1310 yılında başlayan hücumu, 1314 yılında Rodos’un tamamını Hristiyanlık adına geri almalarına kadar devam etti. Mesut Bey, 1320’den önce vefat edince, yerine oğlu Menteşeoğlu Şücaüddin Orhan Bey geçti.

Şücaüddin Bey de, 1320’de Rodos Adasına sefer tertip edip adayı geri almak istedi, fakat muvaffak olamadı. 1340’larda vefat ettiği tahmin edilen Şücâüddin Orhan Bey’in yerine oğlu Menteşeoğlu İbrahim Bey geçti.

İbrahim Bey, Latin Haçlılar ının işgaline uğrayan İzmir’i geri almak için, 1344’te Aydınoğlu Umur Bey 'e yardım etti. Menteşe donanması bu dönemde Latinleri devamlı surette taciz etti. Menteşe ve Venedik donanmasının mücadelesi, 1355 antlaşmasına kadar sürdü. İbrahim Bey'in 1360’larda vefatıyla Menteşeoğulları Beyliği, Musa, Mehmet ve Ahmet adlarındaki üç oğlu arasında taksim olunarak idare edildi.

Osmanlı Devleti'nin Anadolu ve Rumeli ’nde genişleyip büyümesine paralel olarak, Menteşeoğulları Beyliği toprakları da, Yıldırım Bayezid'in 1390 Anadolu seferi sonunda Osmanlı hakimiyetine geçti ve 1402 Ankara Savaşı 'na kadar Osmanlı hakimiyetinde kaldı.

Timur, Anadolu Beyliklerine eski yerlerini iade ettiğinde, Menteşeoğlu İbrahim Bey'in oğlu Menteşeoğlu İlyas Bey e de Menteşe’yi verip, emir tayin etti. 1402-1413 yılları arasındaki Fetret Devrinden sonra, Menteşeoğulları ailesi, 1414 yılında Osmanlı Sultanı I. Mehmet'in hakimiyetini tanıdı. Menteşe toprakları, 1424 yılında, bütünüyle Osmanlı Devletine katıldı.

Anadolu’nun güneybatısında 200 yıla yakın hakim olan Menteşeoğullarına ait kültür ve sanat eserleri, hala mevcuttur. Bölgede cami, medrese, türbe ve diğer sosyal müesseseler inşa eden Menteşe Beyliğinin Milas, Muğla, Beçin ve Balat şehirlerinde, zamanına göre fakülte derecesinde, yüksek vasıflı medreseleri vardı. İlyas Beyin, 1404 yılında Balat’ta (Milet) yaptırdığı İlyas Bey Camii, Türk sanat eserleri arasında orijinal ve nadide bir örnek olarak göze çarpmaktadır.

Menteşe beyleri, ilme, alimlere çok değer verir, himaye ederlerdi. Mevlana'nın torunlarından Ulu Arif Bey e hürmet gösterip; Mevleviliğin, bölgelerinde yayılmasına müsaade etmişlerdir. Menteşeoğlu İlyas Bey adına İlyasiye fi’t-Tıb adında bir tıp kitabının, Menteşeoğlu Mehmet Bey oğlu Mahmud Çelebi adına da Bazname adında avcılığa dair bir kitabın Farsça’dan tercüme edilmiş olması bir başka örnektir.

Menteşeoğulları güçlü bir donanma geliştirme yolunda ciddi çalışmalar yapmış olmaları nedeniyle de diğer Anadolu Beylikleri arasında dikkat çekmektedir. Mısır ’daki Memluk Devleti Frenklere karşı Anadolu’dan yardım istediğinde, Menteşeoğulları'nın 200 kadırga gönderme vaadinde bulunmuş olmaları denizlerdeki güç ve seviyelerini göstermesi bakımından önemlidir.

Eretnaoğulları


14.yüzyılda Orta Anadolu’da kurulmuş bir Türk devletidir. Kısa sürmüş, fakat tarihte önemli bir yer almıştır.Bir İlhanlı komutanı olan Alaettin Eretna Bey, 1327’de İlhanlılar’ ın Anadolu genel valiliğinde vekaleten bulunuyordu. Orta Anadolu’da bağımsız kalmak isteyen Eretna Bey 1335’e kadar 5 yıl Memlükler’ e bağlı olarak İlhanlılarla ilgisini kesti. Devlet 1345’den 1380’e kadar bağımsız olarak yaşadı.Dört hükümdar değiştiren Eretna Devleti’nin başkenti Sivas’tı. Sonra Kayseri oldu. Devlet bugünkü Erzurum, Erzincan, Tokat, Yozgat, Amasya, Samsun, Ankara, Niğde, Kayseri, Sivas, Gümüşhane ve Giresun illerinin toprakları üzerinde kurulmuştu.Eretna Devletine, devletin veziri olan Kadı tarafından son verildi ve yerine pek kısa devam edecek olan Kadı Burhanettin Devleti kuruldu.

Tekeoğulları Beyliği


Anadolu Selçuklu Devleti'nin yıkılmasında sonra Antalya ve çevresinde kurulan 2. Dönem Anadolu Beylikleri'ndendir.Antalya'nın adı Türkiye Cumhuriyeti'ne kadar Teke olarak kalmıştır.Kuzeyde bulunan Hamitoğulları'na komşudur.Yivli Minare Tekeoğulları döneminde yapılmıştır.Antalya Yarımadası'na hala Teke Yarımadası'da denilmektedir.

Tacettinoğulları Beyliği


1308-1425 seneleri arasında merkezi Niksar olmak üzere Bafra, Ordu, Kelkit havzası, Çarşamba ve Canik bölgelerinde hüküm süren Anadolu Türkmen beyliği.Yaklaşık 12.000 km²'lik bir alana yayılan beylik 1335'e kadar İlhanlı Devleti'ne, sonra Eretna Devleti ve Kadı Burhaneddin Devleti'ne tâbi oldu. 1393'ten sonra ise Osmanlı Devleti'ne bağlandı ve 1425'te tamamen Osmanlı topraklarına ilhak edildi.

Hamitoğulları Beyliği


Anadolu Selçuklu Devleti'nin yıkılmasında sonra Eğirdir ve Isparta bölgesinde kurulan 2. Dönem Anadolu Beylikleri'ndendir.Feleküddin Dündar Bey, babası İlyas ile dedesi Hamid zamanında da bu bölgede bulunmuşlardır.Bu nedenle bu bölgenin yabancısı değildir.Isparta'nın adı Türkiye Cumhuriyeti'ne kadar Hamid olarak kalmıştır.Güneyde bulunan Tekeoğulları'na komşudur.

Pervaneoğulları


Anadolu Selçuklulari'nin dagilmasi sirasinda Sinop'ta Pervâne Muineddin Süleyman'in oglu Mehmet tarafindan kurulan beyligin adidir.
Sinop, 1214'te Trabzon Rum Imparatorlugu'ndan alinmis önemli bir deniz üssü ve ticaret iskelesi idi. Anadolu Selçuklulari'nin iç karisikliklari sirasinda Trabzon Rum Imparatoru tarafindan geri alinmis ve kendi topraklarina dahil edilmistir (1259). Pervâne, Ilhanli hükümdari Abaka Han'dan izin alarak Sinop'u ele geçirmek için faaliyete giristi. Yaklasik bir yil karadan denizden kusattigi sehri 1266'da zaptetti. Böylece Selçuklular'in Karadeniz'deki ticaret kapisi olan Sinop, Muineddin Süleyman'a ikta olarak verilmis ve yine onun istegi üzerine kendisine temlik edilmistir.

Sinop'un fethi ve Pervane'ye temlik edilmesi, Sultan Rükneddin Kiliç Arslan ile onun arasinin açilmasina sebep oldu. 1266'da Selçuklu sultaninin Pervane'nin Mogollar tarafindan tahrikiyle öldürülmesinden sonra, Selçuklu Devleti'nin idaresinde Pervane'ye ortak kalmadi.Selçuklu Devleti'nde nâibu's-sultan olan Pervâne, devamli bir sekilde merkezde bulundugundan bizzat Sinop'ta ikamet edememekteydi. Bu sebeple oglu Muinüddin Mehmed'i malikanesi olan Sinop'a gönderdi. Pervane Süleyman, 1277'de Ilhanli hükümdari Abaka Han tarafindan öldürülünce oglu Mehmed istiklâlini ilan ederek Sinop'ta Pervaneogullari adi ile kisa süre devam den beyligi kurmus oldu.Muinüddin Mehmed yaklasik yirmi yil beyligin idaresini elinde tuttu.

Muinüddin Mehmed, Mogollar ile iyi geçinmek zorunda kaldi ve onlarin verdigi devlet islerinde görev yapti. Bu sirada halki agir vergilerle ezen Mehmet Bey, Mogollar'a karsi bir hareketin hazirliklari içindeyken hastalanarak öldü. Bundan sonra beyligin idaresi Pervane Süleyman'in torunu Mühezzibüddin Mesud tarafindan yürütüldü. Mesud Bey, Mogollar'la iyi iliskilerde bulunarak herhangi bir tehlikenin gelmesini önledi.Ayrica devletin sinirlarini genisleterek Bafra ve Samsun'u ele geçirdi. Mesud Bey, Sinop'ta ticarî koloni bulunduran Cenevizliler tarafindan ticarî bir anlasmazlik sebebiyle ani bir baskinla esir edilerek Ceneviz müstemlekesi olan Kefe'ye götürüldü. Ancak çok agir bir fidye ödemek suretiyle tekrar Sinop'a döndü (1298). Bundan iki sene sonra vefat eden Mesud Bey'in yerine oglu Gazi Çelebi, Sinop emiri oldu (1300). Donanmaya önem veren Gazi Çelebi, önce Trabzon Rum Imparatoru ile anlasarak Kirim ve Kefe taraflarina sefer düzenledi ve bir Ceneviz donanmasini Kefe yakinlarinda maglup etti (1313). Daha sonra da Trabzon'a karsi hücuma geçti (1319). Cenevizliler'in 1322'de Sinop'a karsi giristikleri saldiriyi basariyla püskürttü. Gazi Çelebi'nin erkek evladi olmadigi için Kastamonu beyi olan Candaroglu Süleyman Pasa'nin hakimiyetini tanidi. 1322'de vefati üzerine bir ara kizi Sinop'ta beylik etmis ve bu sebeple Sinop'a Hatuneli adi da verilmistir. Daha sonra Candaroglu Süleyman Pasa tarafindan ilhak edildi. Böylece Pervaneogullari Beyligi, Candarogullari Beyligi'nin topraklarina katildi.Sinop'ta Pervane Süeyman tarafindan 666 (1267-1268)da yaptirilan Ulu Cami en önemli mabedler arasindadir. Yine Pervane Süleyman Medresesi ve Pervane türbesi, Pervaneogullari Beyligi devrinden kalma mimarî eserlerdir.

İnançoğulları Beyliği


Anadolu Selçuklu Devleti'nin yıkılmasından sonra Denizli ve çevresinde Kurulmuş 2. Dönem Anadolu Beylikleri'ndendir.Diğer adı Ladik Beyliği olan bu beyliğe Osmanlı Devleti tarafından son verilmiştir.Türkiye Cumhuriyeti kurulana kadar Denizli'nin adı Ladik olarak kalmıştır.

Kutluşahlar


Kutluşahlar veya Şadgeldiler 1340 yılında Amasya'da kurulmuş bir Anadolu Türkmen beyliğidir. Bir dönem Tokat'a da egemen olmuşlardır. Kutlu Şâh adlı ilk beyden adını alan devletçik, 1381'de Osmanlı Devleti'ne tabiyetini arzetmiş olup, 1393'de beyliğin tamamı Osmanlı Devleti'ne ilhak edilmiştir.

Beyleri sırasıyla şu şekildedir:

* Hacı Kutlu Şah Bey (1340-1361)
* Hacı Şadgeldi Bey (1361-1381)
* Fahreddin Ahmed Bey (1381-1393)


Bu emirler sırasıyla Eretna Beyliği, Kadı Burhaneddin Devleti ve Osmanlı Devleti'ne tâbi oldu. Ahmed Bey Amasya yöresini 12 yıl Osmanlı valisi olarak yönettikten sonra beylik 1393'te doğrudan Osmanlı Devleti tarafından ilhak edildi.

Taşanoğulları


Taşanoğulları Beyliği 1350 yılında kurulmuş, 1398 yılında yıkılmıştır. Samsun Amasya'nın Merzifon ilçesi civarında kurulan bu beylik 2. Beylikler döneminde kurumuştur. Vezirköprü, Havza ve Merzifon'u elinde tutan Taşanoğulları Beyliği, Trabzon'un ele geçirilmesinde önemli role sahip Taşan bey tarafından kurulmuştur. Anadolu’da Timur'un ortadan kalkması ile ortaya çıkan ve Eretna’ya tabi olan Taşan Bey, 1366 yılından sonra daha sonraları kendi adını alan Taşan Dağları’na yerleşerek faaliyetlerine başlamıştır. Daha sonra Merzifon merkez olmak üzere evlatları Bali Ahmet, Ali, Hasan ve Şahin Beyler varlıklarını devam ettirmişler ve 1350 yılında, bölgedeki diğer beyliklere kıyasla daha erken bir tarihte Osmanlılara katılmışlardır.

www.tarihgazetesi.net

Sosyal Medyada Paylaş:

Facebook PaylaşımıTwitter Paylaşımı

Yorumlar  

 
#1 musa beggi 24-12-2015 19:10
abi bunları yazana kadar imanım gevredi
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile