İstiklal Marşı

İstiklal Marşı ve T.C. Egoyu Kaldırmaz

Bazı tarihler vardır ki, o tarihin üzerinden yüzyıllar geçmiş olsa da, yıpranmaz, ilk günkü gibi tazeliğini ve güncelliğini korur. Çünkü gelecek kuşaklar, o tarihleri miras algısı ile bir sahipleniş duygusu ve düşüncesi içinde yaşatırlar. İşte, anlamı ve önemi bakımından 12 Mart da,  tam da bu dediğimiz  gibi bir tarihtir.

Biliyorsunuz ki, 12 Mart 1921 günü, bundan 95 yıl önce M. Akif ERSOY’un kaleminden çıkan ve meclis kürsüsünde dönemin Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi TANRIÖVER ‘in ağzından işitilen İstiklal Marşı olmaya namzet şiir, Büyük Millet Meclisi  Başkanı M. Kemal ile birlikte üyelerince ayakta alkışlanmış ve İstiklal Marşı’mız olarak kabul edilmiştir. Bundan dolayı her yıl,  12 Mart günü, İstiklal Marşı’mızın kabul edilişinin yıl dönümü olarak, M. Akif ERSOY ile birlikte anılagelmiştir. Her ne kadar M. Akif ERSOY,  ‘İstiklal Marşı benim değil, milletimindir’ tevazusu içinde bu eseri,  tüm manzumelerini topladığı Safahat’ına  almayarak Türk Milleti’ne mal etmiş olsa da, İstiklal Marşı’nı ondan ya da onu İstiklal Marşı’ndan ayırmak mümkün değildir.  Zaten, ülke genelinde günün anlam ve önemine ilişkin düzenlenen programlarda da, bu ayrılmazlığın ve bütünlüğün nasıl tecelli ettiğini görebiliyor ve anlayabiliyoruz.

Hal böyle iken, İstiklal Marş’nın kabul edilişinin yıl dönümü dolayısıyla kaleme aldığım bu yazımda da, M. Akif’i es geçmek, vefasızlık ve minnetsizlik ile eş değerdir kanaatini taşıyorum. Akif gibi iz bırakmış olan tarihsel şahsiyetler, ne kadar çabalanırsa çabalansın unutulmaya yüz tutmaz, çünkü onlar Dünya’ya bıraktıkları izler ile gelecek kuşaklarda yaşamayı sürdürürler. O izler ki, asla silinemezler. Bu bakımdan diyebiliriz ki, M. Akif’in de  bıraktığı en dikkat çeken İZdir, İstiklal Marşı’mız. Bu, böyle bilinmeli.  Tabi, bu iz dışında, Akif gibi büyük ve yüce insanların, Dünya’ya  bıraktığı başka başka  izler de bulunmaktadır. Dilerseniz, bırakmış olduğu bu izlerden bir kısmını, dilim döndüğünce sizlerle paylaşmak isterim. Şöyle ki;

Akif, koyu bir yurtseverdir. Bu yönü ile de, elbette ki,  Anadolu yurduna yapılan sömürücü işgalini kaldıramamıştır. Böylelikle, M. Kemal önderliğinde, emperyalizme karşı başlatılan felah-ı vatan (vatanın kurtuluşu) mücadelesinin, en büyük destekçilerinden birisi olmuştur. İşgal altında olan Anadolu’da, M. Kemal’in örgütçüsü ve teşkilatçısı gibi çalışmıştır. Pekala, M. Akif, kurtuluş mücadelesine  destek için hangi alanları, örgütlenme mekanı olarak seçmiştir? Hangi mekanlar kurtuluş mücadelesinin nefesi ve sesi olmuştur?

Akif, insanlar üzerinde etki uyandıran belagatı ve din anlayışı ile cami kürsülerinden, minberlerinden tıpkı bir vaiz gibi emperyalizm yalanlarına ve işgaline karşı halkın uyanışını sağlamış ve M. Kemal’in 19 Mayıs 1919 günü açtığı kurtuluş yolunda mücadele etmeyi  halka telkin etmiştir.  Böylelikle görülüyor ki, Akif, sömürücü işgallerine, talanlarına, yağmalarına ve yalanlarına karşı halkı uyandırmak ve uyarmak maksadıyla 19 Mayıs 1919 başkaldırısının örgütçülüğüne bir vaiz gibi soyunmuştur. Birçok yerde verdiği vaazlarla da, halk üzerinde etkin ve etkili bir rolü olmuştur diyebiliriz. Bilinmelidir ki, 19 Mayıs 1919 günü açılan ve Cumhuriyet’e giden yolda, M. Akif gibi vaizler sayesinde camiler  felah-ı vatan yolunda  hizmete açık alanlar olmuştur. Ve bu bakımdan ifade etmeliyim ki, Cumhuriyet’e giden yolda camiler, sömürücü işgaline karşı halkın toplanma, örgütlenme alanları olmuştur. M. Akif’in camilerde verdiği vaazlarla oluşan bağımsızlık ruhu, savaş meydanlarında kendini göstermiştir. O bağımsızlık ruhu ile bir araya gelen  insanlar, düşman işgalini bitirip Anadolu’yu kurtarmak için sonunda gururlanacağımız onurlu bir mücadele içine akın etmişlerdir. Bu insan akını, TÜRK MİLLETİ olmuş  ve T.C. devletini kurarak bizlere armağan etmiştir. M. Akif’in, Türk Milleti’nin kurtuluş için verdiği mücadele içinde gördüklerini yazdığını söylediği İstiklal Marşı ise TÜRK MİLLETİ’nin TACI olmuştur.

Ayrıca Akif, bugüne değin gerici zümre tarafından M. Kemal düşmanlığını aşılamak ve pişirmek için kullanılagelmiştir... Halbuki, bizlerin nazarında, yukarıda da anlatıldığı üzere Akif,  kurtuluş mücadelesi yolunda Atatürk'ün en büyük destekçisi olmuştur; camilerde vermiş olduğu vaazlarla mücadelenin örgütçülüğünü ve çıkardığı Sebilürreşad dergisi ile de mücadelenin propagandasını yapmıştır... Cumhuriyet Gazetesi kurucusu Yunus NADİ, Akif ile aynı çizgide yayınlar yaparak, mücadelenin propaganda ayağında yerini almıştır... İşte, Yunus NADİ ile Akif'i bir araya getiren kolektif şuur ve eylemsel aktivitedeki birliktelik yeniden oluşturulmalıdır... Akif, harbi dindarlığı ve büyük müslümanlığı ile de topluma örnek teşkil etmiştir, ama Akif'in ne din anlayışı ne de M. Kemal destekçisi oluşu, malum gerici  zümrenin pek hoşuna gitmemiştir... Gerici kanattan bazıları, Akif'e ağır hakaretlerde bulunarak ve ağza alınmayacak küfürler ederek,  büyük fütursuzluk ve pervasızlık içinde,  ara ara,  bu hazımsızlıklarını açığa vurmuşlardır... Püsküllü hazımsızlıktır bunun adı aslında... Bu hazımsızlara karşı ise sizlere bir teklifim var: ''M. KEMAL'İ DAHA FAZLA SEVELİM, M. AKİF'İ DE ÖYLE, SINIF DUVARLARINDA YAN YANA OLAN BU İKİLİYİ ETLE TIRNAK GİBİ DÜŞÜNÜP ASLA BİRBİRİNDEN AYIRMAYALIM'' ...

Sonuç olarak, "Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni kuran Türk Milleti'dir"diyen Mustafa Kemal Atatürk ile "İstiklal Marşı,benim değil,Türk Mileti'nindir"diyen Mehmet Akif Ersoy, kendilerini değil, Türk Milleti'ni övmüşlerdir; yine kuruculuğu ve yazıcılığı kendilerine değil, Türk Milleti'ne mal etmişlerdir... Biliniz ki, onun için T.C. ve İstiklal Marşı egoyu kaldırmaz...

Mütevazılıkları ile yücelen ve Türk Milleti’ni yücelten ve öven M. Kemal’i ve M. Akif’i minnet, saygı ve şükran duygularıyla yad ediyoruz...

Not:UNUTMAYINIZ Kİ, NE M. KEMAL T.C. İLE NE DE M. AKİF İSTİKLAL MARŞI İLE KENDİSİNİ YÜCELTMEYİ YEĞLEMİŞTİR... ONLAR, TÜRK MİLLETİ’Nİ KENDİLERİNDEN ÜSTÜN GÖRMÜŞLERDİR...  BİLMELİSİNİZ Kİ, ONLAR BU YÖNLERİYLE DE ÖZDEŞTİRLER... ONUN İÇİN TÜRK MİLLETİ ,  TARİHSEL PERSPEKTİFTEN  BAKILDIĞINDA,   HİÇBİR ZAMAN TEK ADAM OLMAMIŞTIR...  ZİRA; GENLERİNDE TEK ADAMLIK YOKTUR... GENLERİNDE;  ÖRGÜTLÜLÜK , BİRLİKTELİK VE MİSAK MEVCUTTUR...

Saygılarımla...

Yahya ASLAN

Sosyal Medyada Paylaş:

Facebook PaylaşımıTwitter Paylaşımı

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile