Ermenilerin Yeşilyayla'daki Türk Soykırımı

Ermenilerin Yeşilyayla'daki Türk Soykırımı

Dr. Enis ŞAHİN*


ERMENİ ARAŞTIRMALARI, Sayı 14-15, Yaz - Sonbahar 2004

 

(Ankara: Atatürk Üniversitesi Rektörlüğü Yayınları, 1990), No. 674, Birinci Baskı, İçindekiler, Metin, Anekdot ve Hatıralar, Gazete Haberleri ve Belgeler, Haritalar, Arkeolojik Değerlendirme Sonucu, Notlar, 106 sayfa. ISBN 9751902223.

 

Türk –Ermeni ilişkilerinin tarihçesine bakıldığında, münasebetlerin 19. yüzyılın son çeyreğine kadar genelde iyi bir seyir takip ettiği, ancak bu tarih itibariyle ciddi problemlerle karşılaştığı anlaşılmaktadır. Öyle ki, Osmanlı literatüründe o ana kadar ‘millet-i sadıka’olarak adlandırılan bu topluluk, bundan böyle ‘millet-i zalime’olarak kabul ve telaffuz edilmeye başlanacaktır. Bu tarihten sonra Ermeniler tarih literatüründe ‘mesele’kelimesi ile yan yana yazılacaklardır. Osmanlı devletine ve Türkiye Cumhuriyeti’ne büyük devletlerin bir ‘eser-i nişanesi’olarak intikal eden Ermeni meselesi, aslında Rusya, İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri ve Fransa’nın çıkar oyunlarına dayalı politik manevralarından başka bir şey değildir. Bu devletlerden İngiltere ve Rusya, bu meselede özellikle ön plandadır. Ermenilerin de böyle bir projeye dünden hazır oldukları malûmdur. Zira öteden beri gerçekleştirmek istedikleri tarihî hülyaları olan ‘Büyük Ermenistan’fikri nedeniyle, kendilerini bir anda mezkûr devletlerin kollarına bırakacaklardır. Ermeniler malûm hülyalarını gerçekleştirmek için, Berlin Barışı’ndan beri birçok yol denediler. Bunların hepsinde hüsrana uğradıkları halde, bugün bile hala tuttukları bu yanlış yolları hiç terk etmediler. Oysa bu yanlış yol, onların hep daha büyük problemlerle karşılaşmasına neden olmuştur.

Ermenilerin Türklere karşı giriştikleri projelerden birisi de, nüfus problemlerini halletmek için Türkleri az, kendilerini fazla gösterme gayretidir. Bilindiği gibi Ermeniler hiçbir Osmanlı vilayet veya kazasında çoğunluk teşkil etmedikleri gibi, Osmanlı devletinin genel nüfusuna oranları da % 7 dolaylarındadır. Bu azlıklarını çok iyi bildikleri için, gerek doğudaki ilk isyan hareketlerinde ve gerekse Birinci Dünya Savaşı içerisinde ve sonrasında, kendilerin, sun’i olarak fazla göstermek için birtakım yollara müracaat etmişlerdir. Bunun birkaç şekli vardı: bölgeye yeni Ermeni göçlerinin gelmesini sağlamak, Rusları da yanlarına almak suretiyle doğudaki yerleşim yerlerinde sakin yerli Türk vatandaşlarını korkutup kaçırtmak, onları göçe zorlamak, masum vatandaşları öldürmek suretiyle sayısal çoğunluğa ulaşmak. Ermeniler bu illegal ve gayr-i meşru yolların hepsini denemişler ve Türklere karşı cinayet ve öldürme olayları tertip etmişlerdir. Öyle ki, onlar bu faaliyetlerinin sonucunda, Cemal Paşa’nın da ifadesiyle bir buçuk milyon kadar masum Türk vatandaşını katletmişlerdir. 

Bugün Doğu Anadolu’nun birçok şehir, kaza ve köylerinde, Ermeni zulmüne uğrayarak hayatlarını kaybeden insanların oluşturduğu birçok şehitlik ve toplu mezar bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesi de, Erzurum’a bağlı Yeşilyayla’da yapılan katliamdır ki, Ermeniler birçok Anadolu köyünde olduğu gibi, bu köyde de, yukarıda izah edilen projelerini sahnelemişlerdir.. Bu küçük Anadolu köyünde, 11-12 Mart 1918 tarihinde yüze yakın masum Türk vatandaşı, çocuk, yaşlı , kadın, erkek demeden Ermeniler tarafından katledilmiştir. Bu toplu mezara ait kazı, 7 Ekim 1988, Cuma günü saat 07-16 saatlerinde, Atatürk Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Enver Konukçu başkanlığında yapıldı. Kazıya Erzurum Müze Müdürlüğü ve Atatürk Üniversitesi’nin Sanat Tarihi ve Arkeoloji Bölümü öğretim elemanları ve birçok vatandaş ve köy sakini katılmıştır.

‘Ermenilerin Yeşilyayla’daki Türk Soykırımı (11-12 Mart 1918)’adlı eser, işte bu kazı ve kazıya sebep olan hadiselerin incelenmesinden ortaya çıkmıştır. Eserin yazarı Prof.Dr. Enver Konukçu, Erzurum, Iğdır, Van ve Kars’ta benzer kazılarda bulunan tanınmış bir bilim adamıdır. Ermeni meselesi, Doğu Anadolu tarihi, şehir tarihleri, biyografiler ve Milli Mücadele ile ilgili çalışmalarıyla tanınmaktadır. Bu konularla ilgili sayısı hatırlanamayacak kadar makale kaleme almış, konferans ve seminer vermiştir. Yine aynı konularla ilgili birçok kitabın da yazarıdır. Üstelik bu konularla ilgili olarak yine birçok yüksek lisans ve doktora çalışması yaptırmıştır ve halen yaptırmaktadır. Ermenilerin yaptıkları mezalimlere ev sahipliği yapma talihsizliğine uğramış birçok noktada araştırmalarda bulunmuş ve bu katliamlarla ilgili olarak vaktiyle Kars’ta düzenlenen Yakın Tarihimizde Kars ve Doğu Anadolu Sempozyumu’na bir bildiri de sunmuştur. Özetle ifade etmek gerekirse, kitabın yazarı, bu konunun uzmanı bir bilim adamı olarak dikkat çekmektedir.

Eserin içindekiler kısmına bakıldığında, 16 ana başlık dikkat çekmektedir. ‘Yeşilyayla’adını alan ilk kısımda, Yeşilyayla’nın kısa bir tarihçesi ve Ermenilerin oradaki durumları hakkında bilgiler mevcuttur. Tasvir-i Efkâr’ın ‘havadis-i dahiliye’adı altında Yeşilyayla hakkında verdiği bilgiler ise son derece ilginçtir.

‘Yeşilyayla’nın Kara Günleri’bölümünde, Ermenilerin 1914 sonrası Türklerle ilişkilerini gerginleştirip, savaşın başlamasıyla birlikte nasıl Rusların tarafını tuttukları ve nasıl onların amaçlarına yönelik hareket ettikleri izah edilmektedir. 1918 yılı geldiğinde ise, Ermeniler, amaçlarına ulaşmak için artık Rusları da dinlemeyen ve tamamen kontrolden çıkmış bir kuvvet olarak hareket etmekteydiler. Ve ‘Ermeni İşgali’adlı kısım, Ermenilerin Doğu Anadolu ve özellikle Erzurum vilayeti içerisinde Türk ahaliye karşı acımasız bir şekilde harekete geçişlerinin ve mezalime girişmelerinin hazin öyküsünü dile getirmektedir. Bu mezalimlerde özellikle birkaç isim dikkat çekmektedir ki, Ruslar tarafından kendisine Tuğgenerallik rütbesi verilen birçok Türk’ün katili Antranik, Albay Morel, Torkom, Dr. Zavriyev bunların en önemlileridir. Öyle ki, bu kişilerin önderliğinde hareket eden Ermeniler, Türk kuvvetlerinin 12 Şubat 1918’de Doğu vilayetlerini kurtarmak amacıyla harekete geçtikleri bir dönemde, Türk ordusuyla adeta bir kovalamaca oynamışlardır. Türk kuvvetleriyle aralarında 2-3 günlük mesafe bulunan bu Ermeni çetecileri, geçtikleri birçok noktada hemen hemen canlı hiçbir Türk bırakmamak için var gayretleriyle çalışmışlardır. Sadece Erzurum’da Yeşilyayla’nın yanısıra, Tazegül, Aşkale, Evreni, Cinis, Alaca, Ilıca, Haydari, Özbek, Kümbet, Sakalıkesik, Mahanda, Tepeköy, Hanege, Duzcu, Gez, Karasu, Umudum, Dumlu, Karaz ve Erzurum merkezinde Ermeniler büyük oranda öldürme hareketine girişmişler ve kısa zaman içerisinde gerçekleştirilen bu katliamlardan çok az sayıda Türk insanı kurtulabilmiştir.

‘Yeşilyayla’da Soykırım’bölümünde ise, Ermenilerin sadece bu köyde yaptıkları katliamı anlatmaktadır. Yazar, Rus çekilişinden sonra Türk ordusunun da arkadan yetişmekte olduğu bir dönemde, Ermenilerin burada girişmiş oldukları öldürme faaliyetleri hakkında şu bilgileri sunmaktadır: ‘Erzurum’da yangınlar başlamış, cephane infilakleri Yeşilyayla’dan görünür olmuştu. Ermenistan rüyasının yok olduğunu gören ve Yeşilyayla’yı elinde tutan Ermeni çete reisi şu emri verdi: ‘herkesi öldürün!’. Önce kadın ve çocuklar bir eve, erkekler de başka bir binaya kapatıldılar. Sonra Caferoğlu Ömer veya Kâhyaoğlu mereğinde (samanlık) herkes öldürüldü. Bir anda yüze yakın can ruhunu teslim etti. O günlerin korkunç havasını hatırlamak istemeyen bir Yeşilyaylalı ‘koyun kuzuya karışmıştı’diyor. 12 Mart 1918 sabahı Yeşilyayla’nın insanı yok olmuştu...’Yazar bu kısmın sonuna, Ermenilerce öldürülen Türklerden isimleri tespit edilebilenlerin bir listesini de eklemiştir.

‘Sorumlular’bölümünde ise, yukarıda isimleri zikredilen Ermeni çete reisleri hakkında biraz daha ayrıntılı bilgiler mevcuttur. Burada yukarıdaki isimlere ilaveten Muradyan, Canpoladyan, Dolukhanov ve Armen Garo gibi başka isimlere tesadüf edilmektedir. Bu sonuncusunun diğerlerine oranla biraz daha farklı bir özelliği vardır. Armen Garo veya nam-ı diğerle Karekin Pastırmacıyan Erzurum’da ileri gelen bir Ermeni ailesine mensuptu ve II. Meşrutiyet döneminde Erzurum milletvekili olarak Meclis-i Mebusan-ı Osmaniye’ye girmişti. Sıkı bir Taşnaksütyun taraftarı ve faal üyesi olan Pastırmacıyan, Birinci Dünya Savaşı başlar başlamaz, ailesinin muhalefetine rağmen Rus tarafına geçti ve Armen Garo adını alarak, Ermeni milisleriyle birlikte Türk köylerine ölüm yağdıran en önemli çetecilerden birisi oldu. 1916’da, mebusu olduğu şehre Çarlık kuvvetlerinin eşliğinde bir çeteci olarak giren Garo, aynı şehirdeki Türk katliamının en önde gelen sorumlularından birisi oldu. Birçok milletdaşı gibi, Ermenistan rüyasının gerçekleşmediğini görerek, önce Avrupa’ya, sonra da Amerika Birleşik Devletleri’ne gitmiştir.

Müteakip bölüm ‘Şöhret Ana: Yeşilyayla’ya Hayat Veren Türk Kadını’adını taşımaktadır ki, bu aslında hazin bir hikâyeden başka bir şey değildir. Zira erkek nüfusun kalmadığı bu ve benzeri köylerde, o zor şartlar karşısında tüm işleri kadınlar görmekteydi. İşte Şöhret Ana bu kahraman ‘Osmanlı kadınları’ndan birisiydi. Yazar bu durumu, yaptığı bir alıntıda şu şekilde kaydediyordu: ‘Bu köylerde bir sene kadar sadece kadınlar imâme ve muhtar görevi ile Erzurum’a, hükümete gelip işlerini görmüşlerdi. Çünkü bir tek erkek olsun kalmamıştı’

‘Soykırım Şahitleri’bölümünde, 15. Kolordu Kumandanı Kâzım Karabekir, dönemin Erzurum emniyet müdürlüğü görevini yürüten Kantarcızâde Hacı Mustafa ve Mustafa Kemal Paşa’nın Ermenilerle ilgili sözlerine yer verilmiş, müteakiben Yeşilyayla kazısının yapıldığı dönemde hükümet ve devlet erkânının önde gelen kişilerinin konuyla ilgili yaptığı açıklamalar aktarılmıştır.

‘Türkler... Ermeniler... Neler Denilmişti?’adlı bölümde, Türkler ve Ermeniler hakkında yerli ve özellikle yabancı devlet adamları, gazeteciler ve konsoloslarının neler söylediğine yer verilmiştir. ‘Soykırım Yıllar Sonra Basında’kısmında ise, yaşayanların dilinden Yeşilyayla soykırımı anlatılmıştır. ‘Yeşilyayla Soykırımının Kamuoyuna Duyurulması’başlığı altında, dönemin Erzurum Valisi’nin 28 Eylül 1988 tarihinde yaptığı basın açıklamasına yer verilmiştir ki, bu açıklamalar bir gün sonraki basın-yayın organlarında yayımlanmıştır. Prof. Dr. Konukçu, kitabının bu bölümüne, bu gazete kupürlerinden birkaç örnek koymayı ihmal etmemiştir. Bir sonraki başlık ‘Yeşilyayla’da Basın Toplantısı’adıyla verilmiştir. Burada yine kazı yapıldığı dönemin Erzurum Valisi tarafından, Yeşilyayla’daki durum, yerli ve yabancı bazın mensuplarına bir kez daha ilan edilmiştir. Validen sonra söz alan ve soykırım yapıldığı anda 7-8 yaşlarında olan Asaf Kotan adında Yeşilyaylalı bir köylü, olaylara şahit birisi olarak hadiseleri ileri gelenlere ve basın mensuplarına ifade etmiştir. Kitabın bundan sonraki sayfalarında, bu basın toplantısına ait gazete küpürlerine geniş ölçüde yer verilmiştir.

‘Yeşilyalla Kazısı’adlı müteakip başlık altında ise, kazı raporu yayınlanmıştır. Bu kısımdan kazının nasıl ve ne şartlarda yapıldığı anlatılmaktadır. Burada ifade edildiğine göre, 7 Ekim 1988, Cuma günü saat 07 ile 16 saatleri arasında gerçekleştirilen kazı sırasında, Prof. Dr. Enver Konukçu’nun tavsiye ve yönlendirmeleriyle hareket edilmiş, 1-2 metre derinliğe inilmiş ve Türklere ait önemli bulgulara tesadüf edilmiştir. Eserin bu kısmının müteakip sayfalarında, yapılan kazıya ait kazı anı görüntüleri, çıkartılan buluntuların fotoğrafları ve kazı sonrası vatandaşlarla ileri gelenlerin buluntularla birlikte çekilmiş fotoğrafları yer almaktadır. Bu bölümün son kısmında ise, Yeşilyayla kazısının ulusal basındaki yansımalarından kopyalar sunulmuştur.

Yeşilyayla kazısını müteakiben oradan ve Alaca köyünde yapılan kazıdan çıkartılan buluntular, Erzurum Müzesi dahilinde düzenlenen ‘Soykırım Seksiyonu’nda sergilenmiştir. Bu seksiyon, başta dönemin Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ve Başbakanı’nın da katıldığı bir törenle açılmıştır. ‘Erzurum Müzesi’nde Soykırım Seksiyonu’nun Açılışı’adlı kısımda, bu açılışa ait bilgiler, buluntulara ve iştirak edenlere dair fotoğraflar yayımlanmıştır. Bu bölümün son kısmına ise, Yeşilyayla köyünün Erzurum, Türkiye ve Dünya üzerindeki yerini gösteren haritalar ilave edilmiştir. Kitabın bundan sonraki kısmında, Atatürk Üniversitesi, Arkeoloji ve Sanat Tarihi öğretim üyelerinden Doç. Dr. Cevat Başaran’ın Yeşilyayla toplu mezar kazısının arkeolojik değerlendirmesine yer verilmiştir. Bu değerlendirmenin son kısmında, Ermenilerin Yeşilyayla’da gerçekleştirdikleri katliamın masum kurbanları hakkında şu bilgiler mevcuttu:

‘...Buluntulardan üzeri ay yıldızlı işlemeli bir tütün tabakası, deri kemer parçaları, sigara kâğıdı parçası ve oldukça oksitlenmiş bir çakı, olasılıkla yaşlı erkeklere ait gereçler olmalıdır. Sonuç olarak, Oba köyü ve Alaca köyü katliamlarında olduğu gibi Yeşilyayla’da da özellikle savunmasız yaşlı, erkek, kadın ve çocuklar topluca katledilmiştir.’Bu değerlendirmeyi müteakiben, kitap bibliyografik notlarla sona ermektedir.

İşte Ermeni’nin, doğu vilayetlerinin birçoğunda olduğu gibi masum Türk vatandaşlarına yaptığı buydu. Bunların yapıldığı yetmiyormuş gibi, Ermeniler dün olduğu gibi bugün de dünya kamuoyunu yanıltmak için türlü türlü yollar denemektedirler. Vaktiyle Türk diplomatlarına karşı önemli miktarda cinayetlere kalkıştılar. Basın-yayın yoluyla hareket geçerek, 1915 Tehcir uygulamasını bir ‘katliâm’olarak dünyaya takdim ettiler ve halen etmektedirler. Büyük devletlerin aralarındaki çıkar ilişkileri de onların desteklenmesini gerektirdiğinden, Ermeni meselesi bugün içinden çıkılmaz bir hal olarak kronikleşmektedir. Türkiye Cumhuriyeti’nin bu gelişmeler karşısında uygulaması gereken politikası, sadece bu Ermeni faaliyetlerine karşı değil, genel olarak bir Ermeni politikası belirlemesi ve uygulamasından geçmektedir. Sadece politikaya karşı politika yapılmamalı, Ermenilerden herhangi bir tepki yükselmese de, Türkiye’nin bu alanda her zaman için esaslı bir politikası olmalıdır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin bu alanda yapması gereken en önemli çalışmalardan birisi de, Ermenilerin katlettiği Türk vatandaşlarının yattığı yerleri belirlemek, kazı yaptırmak, bunları basın-yayın yoluyla dünyaya duyurmaktır. Bu, Ermeni meselesinde doğru ile yanlışı birbirinden ayırabilecek en iyi metotlardan birisi olarak dikkat çekmektedir. İşte ‘Ermenilerin Yeşilyayla’daki Türk Soykırımı’kitabının amacı da budur. Prof. Dr. Konukçu’nun bu değerli çalışması, bu yönüyle Türkiye’de bir ilki gerçekleştirmiştir. Arşiv belgeleri araziyle çalışmasıyla birleştirilip, gerçekler ortaya çıkartılmıştır. Ermenilerin yaptığı Türk soykırımı bu eserle ilk defa kitaplaştırılmıştır. Türkiye’ye ve dünyaya takdim edilmiştir. Ermenilerin katliam yaptığı bilinen tüm bölgelerin, bu tür çalışmaları ortaya çıkarılmalı ve kitaplaştırılmalıdır. Gönül isterdi ki, bu eser Türkiye tarafından önemli yabancı dillere tercüme edilsin ve ilgili ülkelerde dağıtılabilsin... Zira bu tür çalışmalar, Osmanlı devleti içerisindeki Ermenilerin gerçek durumlarını ortaya koyacağı gibi, malûm meselede Türklerin haklılığını da teslim edebilecektir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti her türlü imkânlarını kullanarak, Ermeni meselesindeki tüm bilimsel çalışmaların yanısıra, Ermenilerin katliâm gerçekleştirdikleri tüm yerleri tespit ettirmeli, bilimsel kazılar yaptırmalı, bunları canlı yayınlarla dünya televizyonlarına ve internette yayımlamalı, bulguları açacağı soykırım müzelerinde sergilemeli, bu konuya ait çalışmaları kitap olarak yayımlamalı, çeşitli dillere çevirterek konuyla ilgili propagandasını yaptırmalı, konunun uzmanlarını dünyanın önemli merkezlerine göndermek ve konferanslar verdirmek suretiyle, Anadolu’da Ermenilerin Türkleri katlettiklerini uzman ağızlardan dünyaya takdim etmelidir. Ancak ve ancak bunlar yapıldığı takdirde bu malûm meselede birtakım ilerlemeler sağlanabilir. Alanında ilk olan bu değerli eserin, konuyla ilgili çalışmalara örnek olması ve onun başlattığı yolda benzer çalışmaların yapılması dileğiyle...

* Sakarya Üniversitesi, Fen –Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü, Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Anabilimdalı Öğretim Üyesi ve Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü - 

- ERMENİ ARAŞTIRMALARI, Sayı 14-15, Yaz - Sonbahar 2004

(PROF. DR. ENVER KONUKÇU'NUN “ERMENİLERİN YEŞİLYAYLA'DAKİ TÜRK SOYKIRIMI (11-12 MART 1918)”İSİMLİ KİTABI HAKKINDA BİR TAHLİL YAZISIDIR.)

 

Sosyal Medyada Paylaş:

Facebook PaylaşımıTwitter Paylaşımı

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile