Kazım Karabekir "Emrinizdeyim Paşam"

Yılmaz Basım tarafından yeni yayınlanan “Emrinizdeyim Paşam” Kâzım Karabekir (Soyu, Ailesi, Ata Yurdu ve Kişiliği) isimli eserinde yeni belgelerle yakın tarihimizin önemli isimlerinden Kâzım Karabekir Paşa’yı inceleyen Yrd. Doç. Dr. Ali Güler: “Kâzım Karabekir Paşa Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Alternatifi’ değildir. Bu iki isim birbirlerinin ‘düşmanı’ da değildir. Karabekir Paşa, 1919’un o en zorlu günlerinde ‘emrinizdeyim Paşam!’ diyerek askerlikten istifa eden Mustafa Kemal Paşa’ya destek verirken de, muhalefete düştüğü zor zamanlarda da samimi ve dürüst davranmıştır. Mustafa Kemal Paşa da onun için, TBMM’nde yaptığı bir konuşmada birçok övücü söz söyledikten sonra ‘tarihe geçecek onun yaptığı şeyler’ demiştir…”

Sayın Ali Güler, Cumhuriyet Tarihi öğretim üyesi olarak özellikle Atatürk’ün yaşam öyküsü üzerine yaptığınız akademik çalışmalarla tanınıyorsunuz. Niçin Kâzım Karabekir araştırması? Diye sorarak başlayalım.

Son yıllarda ülkemizde tarihe olan ilgi ve merak önemli oranda artmış görünüyor. Fakat bu ilginin doğru bir düzlemde oluşarak, sağlıklı bir şekilde geliştiğini söylemek oldukça zor. Çoğu zaman doğru kaynaklara ve belgelere dayanmayan yalan yanlış bilgilerle özellikle gençlerimizin kafası karıştırılıyor. Herkes siyasi ve ideolojik duruşuna ve arka planına göre tarihe bakıyor ve oradan gündelik ihtiyaçlarına malzeme bulmaya çalışıyor. Şüphesiz bu yaklaşım tarihin çarpıtılması gibi bir sonuç doğuruyor. Özellikle muhafazakar-İslamcı olarak kendini tanımlayan kesim “romantik” ve kutsanmış” bir Osmanlı yaratma peşinde koşar adım ilerliyor. Bunu yaparken de Türkiye Cumhuriyeti’ni Osmanlı Devleti’nin bir alternatifi ve onu “tarihten silen” olgu olarak değerlendirip başta Atatürk olmak üzere Cumhuriyet ve değerlerine saldırıyor. Yine bu kesim, Cumhuriyet döneminde yaşanan bazı siyasi olayları bahane ederek Cumhuriyetin kuruluşu sürecini adeta “şaibeli” hale getirmeye çabalıyor. Bunun için de masa başında belge üretmekten bile çekinmiyor. Bu eserde daha çok “ailesi, soyu, ata yurdu ve kişiliği” kapsamıyla incelemeye çalıştığımız Kâzım Karabekir Paşa da bu “hastalıklı” tarih anlayışından nasibini almış bulunuyor. Paşa özellikle Atatürk’le olan ilişkileri bağlamında günümüzdeki tartışmaların bir tarafı haline getirilmeye çalışılıyor. Onun için Kâzım Karabekir Paşa’nın doğru belgelerle araştırılması ve milletimize anlatılması önem taşıyordu. Bu eser esasında Karabekir özelinde, bahsettiğim “hastalıklı tarih anlayışına” bir tepki olarak ortaya çıkmıştır diyebilirim. Bir de benim açımdan bireysel, duygusal bir hassasiyet var. Ben Karaman’ın Kazımkarabekir ilçesindenim. Tüm Türkiye ve Dünyaya mal olmuş Atatürk’ümüz ile Kâzım Paşa’nın ata soyları Karamanımıza dayanmaktadır. Karaman’ın bu iki değerini tanıtma misyonum olduğunu düşünüyorum.

Sizce Karabekir ve başka bazı komutanların sonradan Atatürk’le ters düşmesinin nedenleri nelerdir?

Millî Mücadele ve Cumhuriyetin kurucu kadrosu içinde yer alan Mustafa Kemal Atatürk, Ali Fuat Cebesoy, Kâzım Karabekir, Refet Bele, Rauf Orbay, İsmet İnönü gibi dönemin siyasi ve askeri şahsiyetleri Osmanlı Devleti’nin son döneminde yetişmiş, bir imparatorluğun ellerinden kayıp gidişini her cephede yaşadıkları ağır travmalarla görmüş, bir büyük yangının küllerinden yeni bir Türk devleti çıkarmayı başarabilmiş tecrübeli insanlardır. Bu insanlar arasında gerek Millî Mücadele gerekse sonrasında devletin kuruluşu ve yapılandırılması sırasında izlenecek yol ve yöntem ile bunların zamanlaması konularında zaman zaman görüş ayrılıkları olmuştur. Bunlar da doğaldır. Karabekir Paşa da bu nedenlerle Atatürk’le ters düşmüştür. Bu durum onu çok partili hayat denememizin ilk muhalefet partisi olan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın Genel Başkanı yapmıştır. Bu siyasi ayrışma, partinin kapatılması ve Atatürk’e yönelik İzmir suikasti girişimi davasında Karabekir’in idamla yargılanmasına varacak kadar derinleşmiştir. 1927 yılındaki emekliliğinden sonra Karabekir Paşa için hem maddi hem de manevi bakımlardan zor bir süreç yaşanacaktır. Üstün kişilik özellikleriyle Paşa bu süreci atlatacak; nihayet Aralık 1938’den sonra İsmet İnönü’nün Cumhurbaşkanlığı’nda Türk Devleti Paşa’yı önce milletvekili, sonra da Meclis Başkanı yaparak bir anlamda gönlünü alacaktır.

Kâzım Karabekir Paşa ile Atatürk Arasındaki ilişkileri genel olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?

Evet. Kâzım Karabekir, Mustafa Kemal Atatürk’ün “alternatifi” değildir. Bu iki isim birbirlerinin “düşmanı” da değildir. Karabekir Paşa, 1919’un o en zorlu günlerinde “emrinizdeyim Paşam” diyerek askerlikten istifa eden Mustafa Kemal Paşa’ya destek verirken de, muhalefete düştüğü zor zamanlarda da samimi ve dürüst davranmıştır. Mustafa Kemal Paşa da onun için, TBMM’ de yaptığı bir konuşmada birçok övücü söz söyledikten sonra “tarihe geçecek onun yaptığı şeyler” demiştir. Merhum Hocam Prof. Dr. Bahaeddin Ögel’in şu değerlendirmesi kanaatimce konuyla ilgili en doğru hükümdür: “Nasıl ki, gökte bir tane güneş ve etrafında yıldızlar vardır. İşte Mustafa Kemal Atatürk güneştir, İsmet İnönü, Kâzım Karabekir başta olmak üzere silah arkadaşları da onun etrafındaki yıldızlardır.”

Sayın Güler, sizce tarihimize mal olmuş önemli şahsiyetler üzerinden yürütülen bu çatışma ile hedeflenen nedir?

Son günlerde tarihimize, özellikle Cumhuriyet tarihimize, devrimlere ve anayasamızın başlangıcında ifadesini bulan devletimizin temel esaslarına yönelik saldırılar alabildiğince artmıştır. Türklükle ve cumhuriyetle kavgası olanlar bu kavgayı tarihsel kişilikler üzerinden yürütmektedir. Kimi zaman kahramanlarımızı karalayarak, kimi zaman siyaseten muhalif olan büyüklerimizin hayatını ve görüşlerini çarpıtarak, kimi zaman da bu millete ihanet edenlere kahraman gibi sahip çıkarak kavgalarını sürdürüyorlar. Bu yöntem ile Cumhuriyeti, demokrasimizi ve parlamenter sistemimizi yıkmak istiyorlar. Bunun önüne geçmenin yolu da tarihimizin ve tarihsel kişiliklerimizin belgelere dayalı çalışmalarla halkımıza ve gençlerimize anlatılmasıdır. Yapmaya çalıştığımız da

Karabekir Paşa’nın kişiliği hakkında neler söylersiniz?

Paşa aldığı askeri eğitim ile iyi yetişmiş bir askerdir, başarılı bir komutandır. Hem öğrenciliği, hem de mesleki hayatı başarılarla dolu bir insandır. Kurtuluş Savaşı’nın Doğu Cephesi Komutanı olan Karabekir Paşa, eğitimci kişiliği ve eğitime yaptığı yatırımlar ve açtığı okullarla da tanınmıştır. Özellikle Doğu Anadolu’da Ermeni çetelerinin katlettiği insanlarımızın yetim ve öksüz çocuklarına kol kanat germiş, açtığı okullarda onları hayata hazırlamıştır. Hatta Trabzon’da anasız ve babasız kalan Ermeni yetimlerine de sahip çıkmıştır. Onun için “Yetimler Babası” lakabı ile anılmıştır. Aynı zamanda diplomat kişiliği de vardır. Gümrü Antlaşma’sını imzalayan Türk heyetinin başkanlığını yapmıştır. Fransızca, Rusça, Almanca, Bulgarca ve Arapça dillerini bilen, öğrenciliğinden itibaren okumayı seven, birçok kitap yazan Karabekir Paşa; aile babası olarak, insan olarak da çok müşfik bir insandı. Aileyi ve Karabekir’i yakından tanıyan İsmet Paşanın kızı Özden (Toker) Hanım şunları söylemiştir: “Kâzım Paşa, çok iyi bir aile babası, örnek bir eş, müşfik, ilgili bir babaydı. Çok düşkün olduğu kızlarını örnek bir şekilde yetiştirmeye büyük özen göstermişti. Buna şahit olmuştum.”

DR. ALİ GÜLER KİMDİR?

1962’de Karaman’da doğdu. İlk ve Orta öğrenimini Karaman’da yaptı. 1979 yılında Karaman Lisesi’nden; 1984’te Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih – Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü Genel Türk Tarihi Anabilim Dalı’ndan mezun oldu. Aynı Fakülte’de okurken 1982 yılında Kara Kuvvetleri Komutanlığı adına “askeri öğrenci” oldu. 1984-1988 yılları arasında Elektronik Astsubay Hazırlama Okulu Komutanlığı (Mamak / ANKARA)’nda; 1988-2002 tarihleri arasında 14 yıl Kara Harp Okulu Komutanlığı (ANKARA)’nda; 2002-2004 tarihleri arasında Anıtkabir Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi Komutanlığı (ANKARA)’nda; 2004-2005 tarihleri arasında Askeri Müze ve Kültür Sitesi Komutanlığı Müze Kısım Amirliği (Harbiye/İSTANBUL)’nde görev yaptı. Dr. Öğ. Albay rütbesinde iken, 3 Ekim 2005 tarihi itibarıyla kendi isteğiyle Türk Silahlı Kuvvetleri’nden emekli oldu. Halen Hacettepe Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü bünyesinde “Türkiye Cumhuriyeti İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük Dersleri” vermektedir.

Ali Güler, Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü’nde Yüksek Lisans (1984) ve Doktora (1993) yaptı. 1988-2010 yılları arasında Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı Türk Askeri Tarih Komisyonu Asli Üyesi; 2000-2010 tarihleri arasında Türk Silahlı Kuvvetleri Atatürk Araştırma ve Eğitim Merkezi (ATAREM) Genel Kurul Üyesi olarak görev yapan Dr. Ali GÜLER, 15 Haziran 2000 tarihinden itibaren de Başbakanlık Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı Haberleşme Üyesi’dir. 

Anıtkabir Derneği Yönetim Kurulu ve Bilim Kurulu üyesi olan Dr. Ali Güler, Anıtkabir Dergisi ve Düşünce ve Tarih Dergisi’nin Genel Yayın Yönetmenliği görevlerini yürütmektedir. Türkiye’deki Gayrimüslimler (Rumlar, Ermeniler, Yahudiler), Türk-Yunan İlişkileri, Atatürk, Atatürkçülük ve Türkiye Cumhuriyeti İnkılâp Tarihi alanlarında eser sahibi olup, bu konularla ilgili makaleleri çeşitli akademik ve askeri dergilerde yayınlanmıştır. Başta, Genelkurmay Başkanlığı’nın düzenlediği “Askeri Tarih Seminerleri” olmak üzere birçok bilimsel toplantıya davetli veya görevli olarak katılmış ve bu toplantılarda bilimsel bildiriler sunmuştur.

KİTABI İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ...

Sosyal Medyada Paylaş:

Facebook PaylaşımıTwitter Paylaşımı

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile