Osmanlıdan Cumhuriyete Ayvalık Tarihi

Osmanlıdan Cumhuriyete Ayvalık Tarihi

Bayram BAYRAKTAR, Osmanlıdan Cumhuriyete Ayvalık Tarihi, Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara 2014 (III. BASKI)                                                                                                                      Mustafa GÜNCÜ

            Dokuz Eylül Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü bünyesinde Bayram Bayraktar tarafından hazırlanan bu eser, üç bölümden oluşmaktadır. 

Sayın Bayraktar'ın uzun bir giriş yaptığı kitapta ilk olarak, birey ve toplum kavramlarına değinilmiş. Burada Osmanlıdaki bireyi ve toplumu anlatan Bayraktar, Osmanlıda birey kavramının pek gelişmediği üzerinde durmaktadır. Yani Osmanlıda bireyden ziyade toplumun menfaatleri ön planda tutulmaktaydı. Böylece bireyselleşmenin önüne geçilmekteydi.  Bu konuya çok ayrıntılı değinilen kitabın bölümleri hakkında aşağıda kısaca bilgi verilmektedir.

             I. BÖLÜM

            Osmanlıda Ayvalık üzerinde durulmaktadır. Osmanlıda Ayvalık'ın önemi tarihsel ve coğrafi açıdan Ayvalık hakkında bilgi verilmektedir.  Bununla beraber Osmanlıda vuku bulan Mora İsyanı sırasında batılı tarihçilerin ''Osmanlı Rumların bulundukları yerlerde halkı galeyana getiriyor ve mallarına el koyuyor'' gibi söylemlerine karşın Sayın Bayraktar geniş bir arşiv çalışması yaparak ve önemli kaynaklara da atıfta bulunarak cevap vermekte,  hatta bu söylemlere karşı Osmanlının Rum halklarını koruduğunu onların bulundukları yerlerden kaçmalarını engellemeye çalıştığını, ve kaçanların mallarına da sahip çıkıp geri dönenlere aynı şekilde iade ettiğini belirtmektedir.  Ayvalığın sosyal yapısına da değinen yazar burada halkın çoğunluk olarak Rumlardan oluştuğunu ancak bunların devlete Bağlı Rumlar olduğunu vurgulamaktadır.

            II. BÖLÜM

            30 Ekim 1918 yılında imzalanan Mondros Ateşkes Anlaşmasıyla Osmanlı Devleti tabiri caiz ise kendisini batılı güçlere teslim etmişti. Ancak batılı güçler bununla yetinmemiş, Paris Barış Konferansını toplamışlardı. Görünürdeki amaçları barış ortamının korunmasını sağlamaktı. Ancak daha sonra asıl amaçları belirmeye başlamıştı. Zira amaç yeni sömürgeler oluşturmak dünyaya kendi isteklerine göre yeni bir düzen vermekti.  Bu sırada Yunanistan'da Venizelos başa gelmiş ve emperyalist fikirlerini ön plana koymuştu. Konferansa katılan Venizelos Batı Anadolu ve özellikle İzmir'in kendilerine verilmesi gerektiğini savunuyordu. Çünkü ona göre buranın halkı tamamen Rum'du ve Wilson İlkeleri gereği çoğunlukta idiler.

            Venizelosun bu çalışmaları karşısında İzmir'de ya da daha genel anlamıyla Batı Anadolu da Rumlar boş durmamış silahlar toplamaya, insanları katletmeye ve Müslüman halkı galeyana getirmeye çalışmışlar. Amaç batılı güçlerin dikkatini çekmekti. Ve istenen olmuş batılı güçler en sonunda ikna olmuş ve İzmir'in İşgali konusunda Yunanlılara destek olmuşlardı. Bu esnada çıkan taşkınlıklar karşısında Osmanlı Devleti Rumları durduramayınca burada bir ''Tehcir Politikası'' uygulamak zorunda kalmıştı.

            Ancak bu durum İzmir'in İşgaline engel olamadı ve 15 Mayıs 1919 yılında Yunan Ordusu Türk topraklarına girdi. Rumlar adeta zafer kazanmışçasına seviniyor, Venizelosun fotoğraflarını çevreye asıyorlardı. Yunan askerleri Türklerinde kendileri gibi Zito Venizelos ''Yaşa Venizelos'' diye haykırmalarını istiyorlardı. Ve haykırmayanları da, feci bir şekilde öldürüyorlardı.

            Bu esnada Türkler her tarafta işgal faaliyetlerinin olacağını biliyorlardı. Bu yüzden korku ve endişe yaşıyorlardı. Çünkü ordu dağıtılmıştı. Ve silah ve cephaneler yabancıların elindeydi. Ancak Türk halkı umutsuzluğa düşmemiş ve düşmana karşı reaksiyon göstermeye karar vermişti.

            Böylece batıda ve özellikle Ayvalıkta ilk Kuvay-ı Milliye grubu kendince oluşmaya başladı.  Bu durum aslında milli mücadelenin ilk kıvılcımının genelde İzmir'in İşgaliyle ancak özelde Ayvalık'ın işgali sonucu başladığını göstermektedir. Bu yüzden tarihsel açıdan önemli bilgiler yer almaktadır.

                        III. BÖLÜM

            Bu bölümde Rumların mezalimi karşısında Türklerin haklı olarak yaptıkları savunmalara değinilmiş ve Ayvalık' ın kurtuluşu hadisesi anlatılmıştır. Ancak bu sırada yine batılı güçlerin durmadıkları ve Türklerin topraklarında ayaklanmaları kışkırttıkları görülmüştür. Ahmet Anzavur Ayaklanması bu açıdan geniş bir şekilde ele alınmış ve bu isyan karşısında Türk Valilerin gösterdiği kararlılıkta takdir edilmeye değerdir. Zira bu kararlılık sayesinde İzmir'in Kurtuluşu sağlanmıştır.

            Sonuç olarak isminden yerel tarih çalışması olarak görülen eser aslında Türk- Yunan ilişkileri açısından büyük ehemmiyet arz etmektedir. Kitabın sonunda geniş kaynakçası bulunmakla birlikte dönemin arşiv kaynaklarının bazıları da paylaşılmış. Kitabın tarihçilere ve tarih araştırmacılarının işine yarayacak nitelikte olduğu  görülmekte ve bu alanda yararlı olacağı düşünülmektedir.

Sosyal Medyada Paylaş:

Facebook PaylaşımıTwitter Paylaşımı

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile