İran devrimi 35. yılında

İran'dan devrimin 35. yılında güç gösterisi

İran İslam Devrimi'nin 35. yıl dönümü, tüm ülkede geniş katılımla kutlandı. Başkent Tahran’daki Azadi Meydanı’na yürüyen kalabalık, her yıl olduğu gibi bu sene de “Amerika’ya ölüm” ve “İsrail’e ölüm” sloganları attı.

Sloganlar eşliğinde yapılan yürüyüşün ardından Azadi Meydanı’nı dolduran yüzbinlerce İranlının taşıdığı “Masadaki seçenekler için can atıyoruz” ve “Büyük savaşa hazırız” yazılı pankartlar dikkat çekti.

Kur'an-ı Kerim tilaveti ile başlayan kutlamanın ardından 35 yıl önce Şah rejimine karşı bestelenen devrim marşları okundu ve gökyüzünden halka balonlar dağıtıldı.

Tören alanında toplanan kalabalığa hitap eden Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, devrimin bir partiye, ideolojiye ya da herhangi bir kesime değil, tüm İran vatandaşlarına ait olduğunu söyledi.

İran halkının dünyaya mesajı olduğunu belirten Ruhani, “5+1 ülkeleri ile yürüttüğümüz müzakereler İran halkının barış ve iyi niyet mesajıdır. Nükleer müzakereler Avrupa ve ABD için tarihi bir sınav. Eğer hukuk, İran halkının hakları, karşılıklı menfaat ve saygı çerçevesinde hareket ederlerse İran halkından olumlu cevap alacaklardır. Ancak geçmişte yaptıkları hataları sürdürürler ise bu kendi halklarının ve dünya istikrarının zararına olacaktır” diye konuştu.

İran’ın adil, yapıcı ve uluslararası kanunlar çerçevesinde müzakere etmeye kararlı olduğuna vurgu yapan Ruhani, “Yakın zamanda devam etmesi planlanan müzakerelerde karşı tarafın da aynı iradeyi göstermesini umuyoruz. Şu çok iyi bilinsin ki İran halkı hiçbir tehditten korkmamış ve korkmayacaktır” ifadesini kullandı.

İran halkının yaptırımlar da dahil hiçbir tehditten korkmadığına işaret eden Ruhani, şunları kaydetti:

“İran’a yöneltilen tehditleri önemsiz ve çocukça buluyoruz. Hala tüm seçeneklerin masada olduğu tehditlerini savuranların yeni bir gözlüğe ihtiyacı var. Halkımızı hiçbir seçenekle tehdit edemezler. İran halkı tehdit dilini hukuka ve ahlaka aykırı buluyor. Yaptırım ve tehditler işe yarasaydı geçtiğimiz 35 yıl içerisinde işe yarardı. İran halkı 35 yıldır çeşitli düşman tehditleri karşısında dimdik ayakta durmuş ve mücadele etmiştir. Tehditlerin daha büyük birlik ve mücadeleyle sonuçlanacağı bilinmelidir. İran’a saldırmak isterlerse İran halkı tüm gücüyle mücadele edecek ve saldırganları pişman edecektir.”

Konuşmasında ülkedeki bazı kesimlere de mesajlar gönderen Ruhani, “Dış politika hiçbir kanada ve partiye bağımlı değildir. Dış politika ülkedeki her kesimin milli menfaatlerini esas alınarak belirlenir” dedi.

Ruhani konuşmasını, 1979’da yapılan İslam Devrimi’nin sloganı olan “Bağımsızlık, özgürlük, İslami Cumhuriyet” sözleriyle bitirdi.

Törende bulunan kalabalık Cumhurbaşkanının konuşmasına alkışlarla destek verdi. Vatandaşlar törenin ardından otobüslerle meydandan ayrıldı.

İRAN İSLAM DEVRİMİ

1 Şubat 1979 tarihinde Şah İran'dan kaçmış ve Ayetullah Humeyni de sürgünde yaşadığı Fransa'dan ülkesine geri dönmüştür. Ayetullah Humeyni'yi  karşılamak için  10 milyon kişi sokakları doldurdu ve 11 Şubat 1979'da önderlik ettiği büyük mücadele zaferle sonuçlandı.

DEVRİM ÖNCESİ

Rıza Şah İran tarihinde görülmedik boyutlarda modernleşme ve reform politikalarını uygulamaya koydu. Laik eğitim kurumları açılmak suretiyle medreseye giden öğrenci sayısı düşürülerek halkın İslam'dan uzaklaştırılması amaçlanarak seküler bir hayat tarzı İran halkına empoze ettirilmeye çalışıldı.

Ulemanın etkisindeki örfi ve şer-i mahkemeler önce sınırlandırıldı ve sonra ortadan kaldırılmaya çalışıldı. Şah, batılı yaşam tarzını benimsemiş bir halk hedefleyerek, kılık kıyafet tarzını da içine alan dinsel giysilerin giyilmesini ve kadınların başlarını örtmesini yasakladı.

DEVRİMİ ATEŞLEYEN NEDENLER

İran’da devrimi ateşleyen ve başarıya götüren nedenler arasında ABD ve diğer Batılı devletlerle girilen ilişkinin ortaya çıkardığı halk arasındaki hoşnutsuzluk ve yine halk arasında eşitsiz gelir dağılımını gösterebiliriz.

Diğer taraftan yeniden yorumlanan Şii düşünce; bunun ortaya çıkardığı somut mücadele, bu çerçevede oluşturulan güçlü liderlik ve bu liderliğe bağlı organizasyonların yürüttüğü çalışmalar inkılap sürecinin fikirsel ve eylemsel altyapısını oluştutması bakımından altı çizilmesi gereken bir husustur.

İNKILAP BAŞLIYOR

Tüm bu saydığımız nedenlerin de etkisiyle 4 Kasım 1979'da Ayetullah Humeyni'nin önderliğindeki İranlı Müslümanlar, İran Şahı Rıza Pehlevi'yi iktidardan düşürdü. Çatışmalar yüzünden Tahran morgu, sokakta şehit düşüp kimlikleri henüz tespit edilemeyen naaşlarla dolup taştı.

1978’de Şah karşıtı ilk büyük halk gösterileri ile başladı. Grevler ve gösteriler ülkeyi ve ekonomiyi felç ettikten sonra Şah Şubat 1979’da ülkeden kaçtı ve büyük bir halk kitlesinin karşılamasıyla 
Ayetullah Humeyni İran’a geri döndü.

Ordunun silahları, Evin siyasiler hapishanesi, Saltanatabad’daki SAVAK merkezi, Senato ve Şura Meclislerine ait binalar, radyo ve televizyon, Başbakanlık, Jandarma ve polis karakolları halkın eline geçti.

11 Şubat’ta İran ordusu, İran halkının sokak savaşlarında Şah’a bağlı silahlı gruplara karşı üstünlük sağlayınca kendini “tarafsız” ilan etmesiyle yıllardır İran topraklarına hakim olan Şah rejimi tamamen çöktü.

Şahlık rejiminin ana organlarının çökmesi üzerine İnkılap lideri İmam Humeyni halkı sükunete ve eski düzen ortamını yeniden kurmaya çağırdı.

İran’da 2500 yıllık Şahlık düzeni böylece, dağılırken, İmam Humeyni’nin liderliğinde kendini gösteren İslam İnkılâbı zaferini ilan etti.

1979’da İran resmen İslami Cumhuriyet oldu.  Yeni bir anayasa  hazırlanarak Ayetullah Humeyni ülkenin dini lideri oldu..

Ayetullah Humeyni  halka hitaben yaptığı yeni bir konuşmasında, İslam İnkılâbının düşmana galip gelme açısından henüz sona ermediği, düşmanın her tür hile ve desise araçlarına sahip olduğu, bu yüzden eski iktidarını yeniden elde edebilmek için elinden gelen her tür hile ve komploya başvurabileceği konusunda halkı uyardı ve inkılapçı ruh halleri ve hassasiyetlerini olduğu gibi korumaya ve rehberlik buyruklarına da bağlı kalmaya davet etti.

 

ABD'NİN ETKİSİ İRAN'DA BİTTİ

İslam İnkılâbının olayları öyle bir hızla gelişti ki, Amerikalı yetkililer bile son günlerde, İnkılabın zafere erdiğine inanamamış ve bu inkılabın güç aldığı prensipleri hala anlayamamışlardı.

“Beyaz Saray”, “Brezinski” aracılığıyla “Solivan”a “Acaba İran’da hala darbe imkânı var mı?” diye soracak ve İran gibi güçlü bir jandarmasını kaybetmeyi hiçbir zaman sindiremeyen ABD, İran'ı yeniden sömürüsü altına alabilmek için defalarca darbe girişimlerinde bulunmaktan, İran'a karşı Saddam aracılığıyla tam 8 yıl sürecek bir savaş çıkartmaktan, mezhep ihtilaflarını körükleyip ambargolar uygulamaktan vazgeçmeyecek, ama Yüce Allah'ın yardımıyla İran'ı dize getirmeyi başaramayacaktı...

İran Şahı, ABD'nin müttefiki olduğu için Başkan Carter İran'ın ABD'deki 12 milyar dolar tutarındaki varlığını dondurmuş ve Şah döneminde kararlaştırılmış olan silah ve askeri araçların satışını inkılap sonrası durdurdu.

AYETULLAH HUMEYNİ KİMDİR?

Çocukluğundan itibaren dini medreselerde eğitim gören İmam Humeyni, genç yaşından beri Şah Rıza Pehlevi rejimine karşı mücadele verdi ve devrimden önce birkaç kez yaptığı rejim aleyhindeki konuşmalar yüzünden cezalandırıldı.

 

1964'de ülkesinden sürüldü. Kısa süre Irak ve Türkiye'de kaldıktan sonra gittiği Fransa'da 1 Şubat 1979'a kadar ikamet etti.

İran rejiminin yıkılması için Yeşil Kuşak Projesi doğrultusunda ABD tarafından eğitildiği şeklinde iddialar Türkiye'deki Humeyni karşıtları tarafından dile getirilse de Humeyni'nin yıktığı Şah Muhammed Rıza Pehlevi'nin Ajax Operasyonu ile ABD tarafından yeniden İran'ın başına getirildiği ve aynı kişinin başlangıçta İran petrollerini Amerikalılara sattığı düşünüldüğünde geçersiz kalır. Bununla birlikte İran rejimi kapitalizm ve Amerika karşıtıdır.

Dünya Bülteni

 

Sosyal Medyada Paylaş:

Facebook PaylaşımıTwitter Paylaşımı

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile