2023 Dergisi: Savaş Coğrafyasında Son Durum

2023 Dergisi son sayısında Savaş Coğrafyasında Son Durumu irdeliyor...

İşte editör yazısı;

2016 yılına geçmişten gelen sorunların oluşturduğu tehlikelerin gölgesinde ya da tesirinde girdik. Ve maalesef İstanbul’da gerçekleştirilen bir canlı bomba eylemiyle bir kez daha müşahede ettik ki, yaşadığımız coğrafyada yapılan hataların bedeli ölümlerle tahsil ediliyor. Ve biz halen bu mutlak gerçeğin idrakine ererek politik, stratejik, askerî ve felsefî çözüm yollarını arama, ortak aklın mahsulü çözüm yollarını geliştirme gayretinde değiliz. Bir taraftan ülkemizin Doğu ve Güneydoğusu’nda bir kalkışma denemesi, iç ve dış odakların kullandığı piyonlarla sahnelenirken, diğer taraftan sınırlarımızın hemen dışında kanlı çatışmalar devam ediyor ve mevcut şiddet ve kan yetmezmiş gibi orta vadede bütün bölgeyi etkileyecek yeni ayrılıkların ve çatışma dinamiklerinin oluşturulmasına gayret gösteriliyor. Bütün bu hercümerc içinde günlük hayatımıza devam edebilmemiz ise Allah’ın bir lütfü mu, yoksa aymazlığın son kertesi mi olarak yorumlamak lâzım bilemiyoruz.

Sokaklarımız var resmi kurumlara ait araçlarla hendeklerin kazıldığı, EYP’lerle tuzaklanmış; evlerimiz var tünellerle birbirine bağlanarak birer cephe haline getirilmiş; insanlarımız var terör belasından ve yaygın bir umursamazlığın gözlerinin içine bakarak canını kurtarmaya çalışan. Umursayanlar yok mu? Var tabiî hem de umursuyormuş gibi yapıp bu terör eylemlerine psikolojik destek verenlerden daha fazla… Kim peki bu umursuyormuş gibi gözükenler? Bu terör odaklarının eylemlerini destekleyen, elinde silâhlar tutuşturulmuş şehir militanlarıyla duygudaşlık içinde olduğunu her fırsatta dile getirip üstüne üstlük “barış” diyerek herkesi aptal yerine koyduğunu düşünen hassas bünyeli devrimciler meselâ. Onlara göre şiddetin iki türlüsü var bir faşist olanı bir de devrimci olanı. Faşist olanını şiddet kullanarak, bomba atarak, kurşun sıkarak yok etmeye çalışmak, barışa giden en kestirme yol ve dahi kutsal bir şiddet. Devrimci hülyalar içindeki hastalıklı bir ruh hâlinin yansıması olarak telakki edilebilecek bir söylemle şiddeti romantize eden bu çevreler için PKK ve onun şehir yapılanması, istediği eylemi yapma, istediğini öldürme, istediğini yok etme hakkına sahiptir. Öyle az buz da değiller… Bulaşıcı bir ruh hastalığına dûçar olmuşlar âdeta ve tedavisi de ancak damarlarından insanlık zerk edilmesiyle mümkün. Bu kirli vicdanlar kendileriyle birlikte insanlığın ortak değerlerini de kirletmekten beri durmuyorlar; insanlık, barış, kardeşlik en çok onların elinden ve dilinden çekiyor, en çok onların tahribatına mâruz kalarak ortak anlam dünyamızdaki tedailerini hızla yitiriyorlar.

Mevcut düzeni terör eylemleriyle yıkmak isteyenlere verilen bu destek, Türkiye’nin içinde bulunduğu akıl tutulmasını ve aydın ismiyle maruf zümrelerin içine düştüğü sefâleti göstermesi açısından ibretlik. Fakat ibret almakla çözüm bulmak aynı şey değil. Türkiye’de terörü destekleyen kendisini şu ya da bu çerçevede ifâde eden bir zümre var ve onların terörü meşru göstermeye gayretleri aslında terörden daha büyük bir yaralar açıyor maşerî vicdanda. Öyleyse bir vicdanları, bir akılları, bir tasavvurları bir değerler evreni, bir insanlıkları olduğu şüphe götürür bu zümrenin kirlettiği değerleri yeniden hayatın orta yerinde anlamlı kılacak bir dile ve eylem pratiğine ihtiyaç var. Türkiye’nin ihtiyacı olan dil taraftarı olduğu fikrin eylemlerini yücelten ve şiddetini kutsayan değil, şiddetin her türlüsüyle arasına kesin bir mesafe koyan ve lanetleyen, yine sorunları da şiddeti meşrulaştırmadan dile getiren bir dil olmalıdır. Bu dil, birlikte yaşama iradesini ve ortak bir gelecek tasavvurunu tahrip etmeyi değil tahkim etmeyi hedefleyerek; ölümü değil yaşamı kutsayarak inşa edildiğinde belki PKK’nın sözcülüğüne soyunanlar ağızlarına barış kelimesini alarak kirletme cüretini gösteremezler.

Diğer taraftan ülkemizin hemen yanı başındaki iç savaş da gerçeği kavramamıza imkân vermiyorsa, bu durum daha büyük bir zihinsel sorunumuz olduğuna delâlet eder. Irak’ta kimse için huzurlu ve mutlu bir gelecek yoktur. Bağımsızlık elde ederek kısmen bu kanlı çatışmadan kendini kurtaracağını sananlar ise bir anda ortaya çıkıp bütün coğrafyayı kanlı gösterileriyle etkileyen, bütün dünyadan Olivier Roy’un ifâdesiyle “nihilist” gençleri saflarına katarak “İslâm’ın radikalleşmesi değil, radikalliğin İslamîleşmesi”ne yol açan İŞİD benzeri bir örgüt çıkar ve etrafı zulümle, kanla, gözyaşıyla çevrili bu vahayı tarumar eder. Bu coğrafyanın halkları için artık bireysel bir kurtuluşun olmadığın anladığımız gün meseleleri çözmek için yapılması gerekenler listesini hazırlayamaya başlayabiliriz. Suriye’deki Türkmenlerin emperyalizmle işbirliği içindeki gruplarca ve bizzat emperyalistler tarafından katledilmesini seyredip, Kobani için duyarlılık kasmak sahtekârlığın, iki yüzlülüğün teşhisine el verir ancak. Oysa ihtiyacımız olan Suriye’nin bütün kesimlerinin birlikte ve huzur içinde yaşayacağı bir ülke tasavvurudur. Yine Ortadoğu’nun bütün halklarının, inançlarının ve mezheplerinin kardeşçe bir arada yaşayacağı bir düzenin kurulmasına çalışmalıyız. Duvarlar örerek, hendekler kazarak, çitler çekerek kurtarılan toprak parçasında küçük bir İsviçre kurma hayali kuranlar, bir şeyi kesinlikle bilmiyorlar: Bulundukları coğrafyanın şartlarını...

Türkiye’nin bir an önce terör belasını bertaraf ederek etrafında olan bitene daha yakın nüfuz etmesi gerekmektedir. Bunun için de öncelikli olarak düne kadar dile getiren ve tamamen tasavvurun ürünü olduğu anlaşılan retoriğin esaretinden kurtulmakla işe başlanmalıdır. Türkiye’nin gerek Suriye meselesini, gerek Irak meselesini, gerekse de PKK terörü meselesini nasıl ele alması gerektiğine dair epey yüklü bir müktesebatı vardır. Tarihî tecrübenin bir kesitini bağlamından kopartarak ve günümüzün şartlarını göz önünde bulundurmadan bugüne taşımaya çalışmanın geçmişin ihyası değil geleceğin imhası anlamına geldiği hâlen anlaşılmadıysa eğer, daha çok kan ve gözyaşı dökülecek daha çok acılar çekilecek demektir.

2023’te bu ay bölgesel gelişmeleri değerlendirmeye aldık. Birbiriyle bütünüyle ilişkili konuları tek bir başlık altında toplamak icap ederse eğer hal-i pürmelalimiz diyebiliriz. Bölgemizdeki ve ülkemizdeki gelişmelere dair önemli yazıların yer aldığı Ocak sayımızla sizleri baş başa bırakırken, iyi okumalar…   

http://www.2023.gen.tr/

Sosyal Medyada Paylaş:

Facebook PaylaşımıTwitter Paylaşımı

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile